Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
BİR ZENGİN ÜLKE SUUD AİLESİ KRALLIK ve VEHHABİLİK
7.11.2017
Feride Beyaz


7.yy da Emevi hanedanlığı, 8.yy da Abbasi hakimiyeti altında bulunan Arab Yarıadası 10.yy da Abbasilerin yıkılması ile 13.yy da

Memlük hanedanlığının hakimiyetine girdi. 16.yy
ise bugün adına Orta Doğu denilen coğrafyanın büyük kısmına hakim olan Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin bir parçası oldu. Uzunca süre Osmanlı hakimiyetinde olan Arabistan yarımadası 1744’te Vehhabilik adındaki batıl mezhebin yayılışı ile bu kirli misyon Necd bölgesi ile sınırlı kalmayıp bu bölgede yaşayan Suudi ailesinin

de benimsemesi ile büyük bir isyan dalgası halini aldı. Suudi ailesi Arabistan topraklarını birleştirme hareketlerine hız verdi

ve 1914 yılında Arabistan yarımadası Osmanlı Hakimiyetinden tamamen çıktı. Bundan böyle Hicaz Kralı olarak anılan Abdülaziz bin Abdurrahman El-Suud 1932’de hakimiyeti altındaki toprakları birleştirdi ve Suudi Arabistan Krallığı adında kurduğu devletin başına geçti.

Zengin petrol yatakları 1938’de keşfedilmesiyle ABD kontrolünde bir petrol rezerv şirketi ARAMCO (Arabian American Oil Company) kurularak üretime geçildi.

PETROLÜN GÜCÜ ADINA YAŞASIN AMERİCA(!)

Suudi Arabistan geçmişte petrolü dost satın almak için kullanıyordu. Fakat şu son 10 yılda stratejisini değiştirdi. Strateji tamamıyla batıyı memnun etmek üzerine kurulu. Haydi birkaç örnek görelim.

2011’de Bahreyn’e , 2015 yılında Yemen’e müdahalede bulundu. Mısır’daki Müslüman Kardeşler hareketine karşı darbeci Sisi’ye finans desteği sağladı. Libya ve Suriye’deki isyancıları destekledi. Son olarak ise Körfez İşbirliği komşusu Katar aleyhi kampanyalara öncülük etti. Peki soru şu:

Suudi Arabistan bütün bunları neden yapıyor?

Sırayla bazı şunları söylemek mümkün; 2010-

11 Arap Ayaklanmaları, Obama yönetiminin Ortadoğu politikası, petrol fiyatlarının dibe vurması... Suudi Arabistan arap ayaklanmalarını bir bela olarak görüyor ve bölgedeki hegemonyasının güçlenmesi için yaptığı planlarının

suya düşmesinden korkuyordu. Açıkca söylemek gerekir ki bölgede İran etkisinin artmasından da korkuyordu. Müslüman Kardeşler düşüncesinin yayılması Suudi Arabistan’ı endişelendiriyordu çünkü Müslüman Kardeşlerin taşıdığı din- siyaset barışması misyonu Suudi Kraliyet ailesinin karşıt olduğu bir görüştü. Esasen bu karşıtlık devlet kurucusu Abdülaziz bin Suud’a kadar dayanıyor. Kral Vehhabi ulemalara müslümanların liderlerine itaat etmeleri ve siyasetten uzak durmaları vaazını emrediyordu. Gelelim Obama’ya. Obama yönetimi öncesi Bush saplantılı bir Ortadoğu politikasına sahipken Obama Doğu Asya ve Pasifik Ülkeler politikasına önem veriyordu. ABD’nin alışılmışlığın dışındaki Ortadoğu dışı politikasını ortaya çıkarmak için bir
nevi Ortadoğu ile sözde barışma stratejisini ön plana koydu. Böylece Obama
İran ile nükleer antlaşması imzaladı, İsrail- Filistin
barış çözümlemelerini yeniden başlatmaya çalıştı
ve Amerikan kuvvetlerini Irak’tan çekti ve Afganistan daki kuvvetlerin sayısını azalttı. Fakat bir gerçek var ki batı hiçbir dönem doğunun dostu olmadı olmayacak. Biz Suudi Arabistan’dan artık tek bir şey istiyoruz o da cesur olmalarıdır. Tıpkı bundan önce gelmiş olan Kral Faysal gibi. Unutmamaları gereken bir şey var her zenginlik doyumsuzluk getirir.

Burunlarının dibindeki Bahreyn açlıktan kırılırken onlar çok yemekten
şişip yemediklerini

kapı önlerine atıyorlar. Suudiler! Unutmayın sizin atalarınız hurma ve deve sütüyle yaşıyorlardı. Eğer petrolünü bir kere olsun ABD ile bölüşmesen 6 ay bile yaşayamazsın. Nerde kaldı senin krallığın, hegemonyan dişin sadece garibanlara mı yeter! 

 
Yazarlar