Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
'NESİBE GEREK' HER MEMLEKETE 'GEREK'
23.10.2017
Narin Demirci


Bir hikaye yarışmasıydı her şeyi değiştiren. Lise 2'inci sınıfta bir yarışma için yazdığım hikayeyi beğenen öğretmenim beni yazı yazmaya yönlendirmişti. Sonra şiir yarışmaları derken dayımın hediye ettiği bir ajandanın içinde bulmuştum kendimi. Daha sonra da yerel medyanın içinde tabii. Öğretmenim beni yerel medyaya yönlendirmişti. Benimle alay ettiğini düşünmüştüm ilk söylediğinde. "Alay etmiyorum kızım. Köşe yazmalısın" diyerek yönlendirdi ve o gün bu gündür yönüm değişmedi. Varlığından bile habersizken, yerel medyanın içinde hasıl olmuştum o yıllarda. Şaka gibi ama haberlerle değil şiirlerle başlamıştım ben gazeteciliğe. Haber yazmayı bilmiyordum ama şiirlerimi yayınlıyorlardı.  
İngilizce öğretmeni olmaktı hayalim. Çünkü İngilizce öğretmenimi çok seviyordum. Ders ağır da olsa hafif geliyordu öğretmenini sevince. İşte benimki de öyle bir şeydi. Hafif geliyordu ve ben artık Yabancı Dil Sınavı'na hazırlanıyordum. Ancak meslek lisesi mezunu olduğumuz için alan dışı tercih yapma hakkımız yoktu o zamanlar. Kat sayı mağdurlarındanım yani. Ancak elime aldığım kalem benim elimden tuttu ve bana medya dünyasının kapılarını açtı.  
Bir öğretmen neler değiştirmez ki? Bir insanın hayatının akışını değiştirir, sevincini, mutluluğunu, yaşamdan aldığı lezzeti değiştirir. Rengini değiştirir insanın rengini! 
Bir öğretmen neler değiştirmez ki? Gözlerini değiştirir. O gözlerle bakışını değiştirir. Kendi kendini keşfedemediğin yolları değiştirir. Ve bir gün bir bakmışsın içindeki doktor çıkmış, mühendis çıkmış, ressam ya da şair çıkmış. Bir öğretmen neleri değiştirmez ki?
"Ben ancak muallim olarak gönderildim" buyurmuştur iki cihan serveri Efendimiz (sav). 'Öğretmenlik peygamber mesleği' derler ya. Öyleymiş gerçekten. Bilgi ile öğrenci arasındaki 'Elçi'likten ziyade 'Peygamber sabrı' ve aşkı gerektiren bir meslekmiş. Bazı öğretmenleri görünce Efendimiz'in (sav) kutsallığına işaret ettiği mesleğin tam da öyle olduğunu idrak ediyor insan. İşte o öğretmenlerden biri de Nesibe Gerek. Nesibe öğretmen 8 yıldır Gaziantep Üniversitesi Onkoloji Hastanesi'nde görev yapıyor. 2 yaşından 18 yaşına kadar öğrencileri var. Hepsiyle de sabırla ve aşkla ilgileniyor. Onkoloji'deki öğrencilerini o kadar çok seviyor ki emekli olmak bile istemiyor. 
Röportaj için gittiğimizde yüz yüze geldik ilk kez. "Moral" diyor her şeyden önce. Doktorlarla koordineli çalışıp tedavi ile eğitimi bir arada götürüyorlar. Onkoloji'nin Nesibe öğretmeni o. Öğrencilerinin ona olan sevgisini gördüğümde 'Buradan büyük adamların çıkmaması için hiçbir sebep yok' dedim kendi kendime. Kapıdan 'Nesibe hocamı istiyorum' diyerek giren ve İngilizce öğretmeni olmak isteyen bir öğrenciye bizzat şahit oldum. Umutlandım memleketim adına. 'Daha her şey bitmemiş. Umutlar hâlâ yaşıyor' dedim içten içe. 
Çünkü yaptıkları yapacaklarının teminatıdır kişinin. Makine Mühendisleri, Gıda Teknikerleri ve hatta hastaneden şair çıkaran bir öğretmenin neler yapabileceğini düşünüyorum da yine heyecanlanıyorum. Öğretmenim beni şair ve gazeteci yapmıştı. Şimdi Nesibe öğretmen yeni mühendisler, şairler çıkarıyor. Hem de hastaneden. Kim bilir nerelerde başka şairler, doktorlar, gazeteciler ve hatta öğretmenler çıkaran, peygamber mesleğini icra eden eğitim fedaileri vardır? Bilmiyoruz ama onlar varlar. İyi ki de varlar. 
İstiyorum ki bu güzel insanları mülki amirlerimiz de görsünler, tanısınlar, onure etsinler. O öğretmenler iltifata gerek duymadan çalışıyor. Bu yüzden çok güzeller zaten. Ancak 'Marifet iltifata tabidir' Sayın Valim! Sayın Milletvekillerim! Sayın Belediye Başkanlarım! 
Ne diyordu merhum şair Muzaffer Tayyip Uslu bir şiirinde:
"Bir güzele 
Güzelliğini hatırlatmak isterdim
Aynalardan evvel."
Biz de bu güzel insanlara güzelliklerini hatırlatalım aynalardan evvel. 'Sen güzelsin' diyelim ki güzellikler boy göstersin hep birlikte memleket için. Çünkü Nesibe Gerek'ler her memlekete, her ülkeye 'Gerek' Sayın Valim.

 
Yazarlar