Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
NEDİR BU ORTADOĞU?
14.7.2017
Feride Beyaz


Ortadoğu terimi ortaya çıkışından günümüze kadar tartışmalı ve göreceli bir kavramı ifade etmektedir. İlk olarak 1902’de Amerikalı tarihçi Alfred Mahan Arabistan ve Hindistan arasındaki bölgeyi tanımlamak için kullanmış olsa da bu gün hala sınırları net olmayan, coğrafi tanımlamadan çok siyasi nitelik taşıyan bir kavram haline gelmiştir. Nitekim Avrupa’yı dünyanın merkezi kabul edip diğer bölgeleri bu merkeze olan uzaklıklarına göre şekillendiren “uzak, orta, yakın” tanımlamalarıyla bölgeleri isimlendiren Avrupa, yalnızca bugün değil geçmişinde de bu tür ayırımlar yapmıştır. Avrupa kültürünü şekillendirmede rol oynayan eski yunanlılar dünyayı “medeni güney” ve “barbar kuzey” şeklinde ikiye ayırmışlardır.

Siyasi anlamda Ortadoğu terimine ilk olarak İngiliz Ortadoğu Komutanığı askeri birliğinde rastlıyoruz. Ortadoğu’yu Ortadoğu yapan ve bölgeyi  bu denli  önemli kılan coğrafi özellikleri ve güzellikleri tabiri caiz ise başına bela olmuştur. Dünyanın en önemli su yolları “Türk Boğazları, Süveyş Kanalı, Kızıl Deniz, Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi” Ortadoğudadır. Ekonomik olarak hayati önem taşıyan bu bölge dünya petrol rezervinin %80’i, doğalgazın yaklaşık %50’sini içinde barındırmaktadır. Öyle ki bütün bu zenginliklerin yanında bölgenin 3 semavi dinin kutsalı konumunda olması bölgeyi ziyadesiyle önemli kılıyor. İlk semavi din olan Yahudilik ve 19.yy ile ortaya çıkan Siyonizm bugün için bölgeyi etkileyen önemli bir unsurdur. Balfour Deklarasyonu ile başlayan Filistin’e Yahudi göçü ve İngiliz mandasında bulunan Filistin için adeta bir felaket olmuş, göçün ardından 1948’de kurulan İsrail Filistin için bundan sonra Nekbe (felaket) günü olarak anılmasına sebep oldu.

Yahudilikten sonra ise bölgede Hristiyanlık etkisi söz konusudur. Hristiyanlık Roma’nın resmi dini haline geldikten sonra bölgeyi oldukça etkilemiştir. Hristiyanlığın ardından belkide bölgeyi bu üç din arasında en çok etkileyen din İslamiyet’dir. Ortadoğu İslamiyet ile adeta özdeşleşmiştir. Söz konusu bölgede 4 halife dönemi ve sonrasında artan mezhepler bölünmelere neden olmuştur. İlk olarak Sunnilik  ve Şiilik olarak ortaya çıkmış ardından Vahhabilik ile Ortadoğu’da temel bölünme baş göstermiştir. Gerek Ortadoğu üzerinde gerçekleştirilen projeler (BOP) gerekse Ortadoğu’nun adeta kendi içinde yaşadığı çatışmalar terörün  neden ilk olarak bu bölgede çıktığı sorusunun bir açıklaması niteliğindedir. Haşhaşiler temelde dine dayanan ve dünyanın bilinen ilk terör örgütüdür. Bu gün sayıları artarak devam eden terör örgütleri yalnızca Ortadoğu’nun değil artık dünyanın baş edilmesi güç sorunu haline gelmiştir. Ortadoğu’nun bu çatışmalar ve iç karışıklıklar içerisinde bir varoluş mücadelesi veriyor. Amerika’nın 33. Başkanı Truman bir konuşmasında Ortadoğu’daki varoluş mücadelesine ithafen şunları söylüyor “bölgedeki ülkelerin hiçbirisi ne yalnız ne de birlikte, kendilerine yöneltilecek bir tecavüze karşı koyabilecek kadar güçlüdür.” tüm bu küçümsemelere rağmen Suudi Arabista’nın sıradışı lideri Faysal bin Abdülaziz’in Amerika’ya petrol ambargosu ve hemen ardından şu sözleri akıllara geliyor. “tabiki petrol kuyularımızı bombalaya bilirsiniz fakat unutmayınız ki ,biz ve atalarımız hurma ve deve sütü ile yaşıyorduk, yine öyle yaşayabiliriz; ancak artık siz petrolsüz yaşayamazsınız.”

 
Yazarlar