Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Yalan isnatlar
15.8.2017
Feride Beyaz


Peygamberimiz
Hz. Muhammed
(s.a.v) dinimizi bize haber vermek için görevlendirildi amenna ve saddakna, işittik itaat ettik. Haliyle O’nun içinde bulunduğu her fiil ve söz bizler için derin manalar ifade etmekte. Dolaysıyla Rasulullah’ın yaptıkları sünnet, söyledikleri hadis olarak ifade edilmekte. Yani bu

şu anlama geliyor; Rasulullah bir dinin emanetçisi aynı zamanda bu emanetten faydalanmakla da yükümlü islam insanlığa gelmeden önce Muhammed Mustafa’da vücut buldu. Eğer böyle olsaydı İslam’ı nasıl anlayabilirdik? Öyle ki o dönem Müslümanlar peygamberimizi

taklik noktasında İslam’ı yaşamaya
ve tebliğ yapmaya başladılar. İslam yaşayarak anlaşıldığı vakit tahkiki iman derecesini ulaştılar. Tabi burada sahabelere fazlasıyla görev

düştü. Rasullah’tan öğrendiklerini,
gelen vahileri bizlere ulaştıracak şekilde ezberlediler sonra vahi katipleri tarafından bunlar yazılmaya başlandı. “Yok efendim bunlara hiç mi

yorum katılmadı?” şeklinde fitne odakları (islam cuntacıları)
“ne malum bunları Peygamberimizin söylediği” deyip büyük muhaddis Buhari’inin Muttefekun Aleyh hadis kitabındaki

pek çok hadisin uydurma olduğunu iddia edip sonra hepsini kılıf bulmaya çalıştılar. Efendim peygamberimizin mübarek ağızından çıkan o emir niteliğindeki

sözleri hatırlatmak isterim: “Kim benim söylemediğim bir sözü bilerek bana isnad ederse cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Buhari İlm 38) bu tenkit aynı zamanda şu tenkitinde devamıdır : “Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” Bu iki kritik noktanın arasında bir

Müslümanın tavrı ne olmalı? şeklinde önemli bir soru geliyor akıllara. İşte tamda bu konuya isnaden ortaya sürüyle hoca çıkıyor. Kimseye kafir, munafık demek haddimiz değil lakin dininin kullanıldığını göründe bir “Orda dur” diyesi geliyor insanın. Son dönemlerde İslam’ı ödem gibi şişiren İslam yozlaşması, dinler arası diyalog saçmalığı, Şii’ler şu yana sunniler bu yana, “ama Kuran da çok manalara gelecek bir kitap” diyenin haddini bilmeyip” Kuran’da başörtüsü yok ki örtü ayeti var hadi kızlar yapmayın böyle açın o güzel başlarınızı.” (haşa). Sonra da siyasete dini karıştırmayın bırakın bizler siyasetçi olarak milletin dinine karışalım aman ha

siz karışmayın. İslam bir yaşam biçimidir bunu asla kimse inkar edemez, Kuran da yaşam kitabıdır içinde sayısız reçeteler olan... En son ne zaman reçetesiz ilaç aldık? İhtiyacımızı kenara
itip alternatif yollara yönelmenin hastalığını İslam değil insan çekti. Hiç birimiz İslam’a zarar verebilecek mertebede değiliz, zarar veremeyiz. Tabiri caiz ise imama kızıp abdest bozulmamak yani

biri bir hata işleyince bunu İslam’da bulmak cehaletin en karanlık yüzüdür.

Geçenlerde Rize’de
bir yayla evinin
sahibi abla imamın camide toplanan paraları yediğini söyledi. Ardından tecavüzlerden, çocuk kaçırmalarından bahsedip sözlerinin sonunda ‘İslam’ı iyice bozdular’ gibi tehlikeli bir cümle kullandı.
İşte bu anlattığımın belki de canlı bir
örneği niteliğinde
misal vermek lazım. İmamın bu yaptığı ancak nimetini, rızkını bozar. Rızık öyle bir nimettir ki helali ile altın berrak nesiller doğar, haramda öyle merettir ki can sıkar, yuva

yıkar. Velhasılı kelam ne edersen kendine edersin kendi kendine. Vesselam... 

 
Yazarlar