Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Yaz yolculuklarına dair
25.5.2019
Hüseyin Durak


“Yaz günü sıcaktan başka her şey bunaltırsa eğer her şeyi bırakıp gitmelisin”

Şimdi uzak diyarlardan; asude bir sesin beni çağıra- cağını söyleseler. Bir elimde annemin benim için hazır- ladığı azık -sıcak gözleme kokusu- diğer elimde ayran bakracı; başımda şapkam, dizleri yenmiş pantolonumla uzun uzadıya yürüsem, yü- rüsem...

“Fiziki yorgunluk, mut- suzluğu giderecek en büyük ilaçtır.”

Vakit akşamüstü olsa ansızın. Bir iğde gölgesinde yan yana ve korkusuzca yü- rüyen karıncaların hareket- lerini izlesem. Arkalarında bıraktıkları izlerden gittiği- mi, uzaklaştığımı, gözden kaybolduğumu hayal etsem mesela. Bir kahraman gibi ve annemin gurur duyan bakış- larını hak ederek. İçimden bir ses kabarsa birden; şarkılara, türkülere, şiirlere dönüşse. Devrim türkülerine dönüş- se. Avaz avaz ve çıktığı kadar avazımın. İçimdekilerin göl- gelere nispet bir somutlukta yansımasını görsem ne olur? Sese, soluğa kesse her yanım. Huzura susamak ya da mut- luluğun bir insandan uzak ara ayrılması böyle bir şey

olsa gerek.

“İçindekiler ne kadar birikmişse, o kadar susmaya

alıştırırsın kelimelerini.”

Oysa onlar çıkmak is- terler içinden. Sese, soluğa dönüşmek, yürek yangınına, kora, su sesine ve buz kesen bakışlara dönüşmek ister- ler. Bazen resimlere ve hika- yelere. Bir iğde gölgesinde durmaz zaten kelimelerin. Sanırsın ki karşında çok sev- diğin bir çift göz, yahut tüm sevdiklerin üçer beşer veya- hut da tüm hainliğiyle düş- manların durmaktadır. Söy- ler de söylersin. Bir operanın librettosu gibi akar içinden kelimelerin. Bir beyaz kuğu halindeki balerinin küçücük tütüsü ve aryalar, kantetler, kuartetler...

“Kimseye ”bir sevdalık kalayım” diye yaklaşmazsın”

Bir yol çizemezsin ve biçilmiş bir kaftan beklemez- sin. Ama olur işte. Yüreğinin ateşini ölçenler yanılırlar. Bir canın taşıyabilme kudretini aşmıştır artık. Yangınlar; ke- limelerinden birer hale oluş- turup çıkmazsa eğer; talan edeceklerdir tüm hücrelerini. Susmaya alışmak o yüzden tehlikeli değil midir zaten? Sustukça; genişler yangın ve kupkuru stepler bırakırlar, kendilerinden geriye. Boşu- na canlılık arayışına girersin

ondan sonra.

“Her yaz günü, göçmen kuşlar, -çoluk çocuk- ıslak- kuru demeden doluşurlar hayatlarımıza.”

Ne güzeldir onların eşlik ettiği bir mevsimi daha ge- çirmek. Uzaktan gelmişler- dir, misafirlerdir ve şımarık çocuklar gibi bir -şen şakrak- halleri vardır. İnsanın misafir olası, göçmen olası, dahası “kuş” olası gelir onlar bizim- leyken. Şimdi diyebilirsiniz: Bizler de misafir değil miyiz dünyada? Doğrudur, misa- firiz. Ama şen şakrak değil- dir bu misafirlik; öyle ki tüm komşularımızı atasımız gelir yerlerinden, almak için onla- rın yerlerini.

“Ve biter vakit...”

İğde gölgesine anlat- mışsındır içinde ne varsa. Bir stranı en dramatik şekilde canlandıran dengbejler gibi söylemiş de söylemişsindir. İçinde bir hafifleme, rüzgar sonrası taze bir dal gibi yor- gun, ufak adımlarla gelirsin evine. Nur yüzlü bir kadın

açar kapıyı.

Perçemleri beyazlamış, ba- şörtüsünü arkadan dolamış ve gülerek karşılar seni. Sım- sıcak bir anlayış bulursun karşında, ne söylesen aça- caktır kucacığını. Dersin ki:

-Anne, şimdilik BARIŞ çoook uzak buralara, ama ben nerde olduğunu çok iyi biliyorum! 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar