Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Yüreklerimiz beyazlasın
12.6.2019
Mikail Tanrısever


Bütün mevsimleri çok severim. Her mevsimde kendime ait öyle güzellikler bulurum ki. Beşinci bir mevsim olsa onu da çok severdi eminim.

Kış mevsiminin vazgeçilmezi benim için kardır. Kışın baharıdır, özlemimdir, kışı sevme sebebimdir.

Ha yağdı ha yağacak diye yollarını gözlerim hep. Yağsın derim bir an önce, yağsın da beyazlatsın yüreğimizi, hülyalarımızı.

Garip bir büyüsü var bu karın, dışımı  üşütse  de  içimi  ısıtıyor. Gecenin bir  vakti  elimde  kahve, camın  önündeyim. Hareketsiz  bir   cadde,  yanan   sokak  lambaları. Kar, çocuklar  gibi  masum  ve  saf  yağıyor. Beyaz    bir  sükut   ile muhteşem  bir  ikili  olup, her  yeri  aheste   aheste   kaplıyorlar. Havanın  rengi  değişmiş,  turuncu  ile  beyaz  arası  bir  şey. İlk  önce  merdiven  basamakları  kayboluyor. Evlerin  çatıları,  kuşların  çoktan  terk  ettiği,  yapraklarını  dökmüş  ağaçlar ;  arabalar, yerler, ucunu  göremediğim  cadde,  çöp  tenekeleri, her  yer  beyazın  tek  bir  tonuyla  örtülüyor. Bütün  renkler  adeta  hükmünü  yitiriyor.

Masallar  diyarına   çevirdiği  bu  güzellik  karşısında    büyüleniyorum.

Tek tük  insanlar  geçiyor  caddeden. Beyaz  bir  kartpostalın  içinden  geçer  gibiler  adeta. Yere   bastıkça  ezilen   karların   sesini  duyuyorum. Karın  üzerinde   iz  bırakıyor  ayakları. Pencere  kenarından  ayrılamıyorum  bir  türlü.

Gökyüzünden  dökülen  bin  parça  lambanın   ışığında  daha   bir  ayrı  güzel  görüküyor  gözüme.  İlk  başta  hızlı  gibi  gözüküyorlardı   ama   yeryüzüne inmek  için  hiç  telaş  göstermiyorlarmış  gibi  zamanla  yavaşlıyorlar.

Gökyüzündeyken  siyah  görünüyorlar   fakat  kristalize  beyazlar  aslında. Hiçbir  zerresi  birbirine  benzemiyor.Hiçbir   parçası  birbirine  değmiyor. Her tanesinin farklı geometriye sahip olduğunu  duyduğumu  anımsıyorum.

Evlerin  ışıkları  da  söndü.  Şimdi  sokaklar  kimsesiz  ve  dünyanın  bütün  sesi  kesilmiş  gibi  hareketsiz.  Sadece  yağan  kar  taneleri  hareketli.

Öyle  estetik  öyle  romantik  ki   bu  nadide  silüet. Bazı  şiirleri  ve  şarkıları   daha  anlamlı  kılıyor. İliklerime  kadar  hissediyorum  ''kârdır yağan üstümüze geceden/ yağmurlu, karanlık bir düşünceden'' dizelerini.

Hep  böyle olsa, dünya  hep  bu  kadar  temiz  ve  masum  olsa, örtse  kar  bütün  çirkinliklerin, kötülüklerin   üstünü,  diyorum  kendi  kendime.

Camı  açıyorum, kar  taneleri   yüzüme  değiyor, gözlerime   düşüyor. Kokusunu  içime  çekiyorum.   İçimdeki  çocuk  ruh  birden  uyanıveriyor.  Hiç  yaş  dinler  mi  kar? Her  ne  kadar  çocuk  olup   oynayacak  çağı  geçmiş   olsam  da  dışarı  çıkmak, hiç  basılmamış  karlara  basıp  mutlu  olmak  istiyorum.  Karla  mutlu  olabilen  kocaman  bir  kalbe  sahip  olduğum  için  kendimi  çok  şanslı  hissediyorum.

Ama  boş  sokaklara  yağan  bu  sessiz  senfoni    beni  düşündürüyor. Başka  bir  şey  yapmama   izin  vermeyecek   bir  gücü  var.

Özlediğim  bu    sessizliğin   içinde  huzurun  sessizliğini   duyuyorum, karla  bütünleşiyorum.

 

İçim  dinginlik  ve   sükûnetle   doluyor. Bu  yağan kar ruh  halimi  değiştiriyor. Düşen   her   taneyle  birlikte, benim  de  bir  parçam  yere  süzülüyor  sanki.  Hassas, narin, sessiz, hüzünlü...

Birden   ölümü  hatırlıyorum. Ölüm  de  böyle  bir  şey  olmalı. Toprağa   düşüp  eriyen   karlar gibi...  Allah'a  daha  çok  yakınlaşıyorum. Her  nimetin  hem  şükür  hem  de  bir  sınav  vesilesi  olduğunu  düşünüyorum.   Bana  verilen   nimetleri  fark  ediyorum . Şükrediyorum.  Merhametli  olana   merhamet  eden  yaradana  dua  ediyorum:

Kalbimizi bembeyaz  yap  Rabbim.

Karın   her  şeyi  temizlediği   gibi  ruhlarımızı  da  temizle.

 
Diğer Yazılar
Yazarlar