Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Bir delirme anatomisi- hikaye hali-
12.1.2019
Mikail Tanrısever


Bir yaz günüydü Mahindra. Bana kuşların yükseklerde daha az alçak yerlerde daha çokkanat çırptığını anlatıyordun.-İnsanlar da öyleler diyordun. İnsanlar da aşağıdan yukarıya doğru daha az çaba sarf ederler.En az çalışan en büyüktür her zaman diyordun. Bana yükselmem için daha çok kanatçırpmamı söylüyordun Mahindra.                Üstüne oturduğun ağacın dalı incecikti. Düşeceğinden çok korkuyordum. Ama sen; "her zaman korkmalısın kaybetmekten,  o zaman daha çok sarılırsın sevdiğine" diyordun,alaycıydın. Sende bütün cevaplarım vardı Mahindra. Küçüklüğümdeki amcam gibiydin. O dabilirdi her şeyi. Ona kuşların hangi dilde konuştuğunu sorardım, söylerdi. Gökkuşağına nedendokunulamadığını da bilirdi o. Biraz da Ona çok benzediğin için seviyordum seni.                 Bir gün tüm akrabalarımız gelmişti bayram için. Dedem her yeni gelene en önemlimisafiriymiş gibi davranıyordu. Ama ben biliyordum ki tıpkı benim gibi o da en çok MahirAmcamı seviyordu. Onu bekliyordu en çok. Gelmedi Mahir amcam. Ona sorularımın en çokbiriktiği zaman, onu en çok beklediğim, en çok özlediğim o bayramda gelmedi. Herkeskurbanını kesti ertesi gün. Her yerden sulara karışmış kanlar akıyordu.  Her yerde et kokusuvardı.                Amcamı ilk kez o kadar büyük karıncalar ve ilk kez bir yılan gördüğüm mezarlığagömdük o gün.Hava bugünkü gibi güneşliydi. Dedem ve benim dışımda nenem çok üzüldü ogün. Bir de Müyesser Halam. O kadar çok bağırıyordu ki ağlarken; amcam dayanamaz vazgeçer ölmekten diye düşünmüştüm. Ama vaz geçmedi.                Herkesin evinin önünde koca kazanlarda etler pişti o gün. Biz o koca kazanlardaamcamın cenaze suyunu ısıttık. O gün hiç et yemedim. Su da içemedim o gün Mahindra. Ogünden sonra da hiç et yemedim. Su içmeye alıştım sonradan. Tüm sulara kanlarınkarıştığını düşünüyordum ilk başlarda.                Sen de o günlerde çıktın karşıma zaten. Hatırlıyor musun ilk gün:-Amcamın hayaleti misin sen diye sormuştum. Çünkü geceydi. Herkes uyumuştu. Sen depencerenin önünde bitivermiştin sanki. Ben o gün yeniden bir mektup yazacaktım amcama.Dönmeyeceğini biliyordum ama onu hiç unutmadığımı  bilsin istiyordum.                Sadece o kızabiliyordu babama benim için. Sadece o hak veriyordu bana. Diğerleri:"garipsin, tuhafsın, deli misin" derken O: "sen diğer insanlardan farklı düşünüyorsun" diyordubana. Oysa hiç de garip değildim. Yaşıtlarımın yaptığı her şeyi basit buluyordum. Bendenbüyüklerin yaptığı şeyler ise çıkarcılıktan başka bir şey değildi.                Kuşum öldüğünde ağlamama çok gülmüştü ablam. Kuşum yavrusunu doğururkenölmüştü.Tıpkı beni doğururken öldüğü gibi annemin. Ablam : kuşlar doğurmaz, dedi. Elindetuttuğun yavrusu değil, yumurta . Oysa küçük kollarını görebiliyordum ben. Minik ağzınıkıpırdatmasını görüyordum, yavru kuşun.                Bir yaz günüydü Mahindra. Üstüne oturduğun ağacın dalı incecikti. Önce bir kırılmasesi duydum. Zaman çok yavaş akmaya başlamıştı sonra. Tıpkı amcamın öldüğünüduyduğumda her şeye sinen yavaşlama gibi. Duvarlar uzamış, kapılar genişlemiş, insanlardevleşmişti. Ağızları kocamandı mesela. Konuşurlarken kaç dişleri olduğunusayabiliyordum.  O zaman da öyle oldu işte. Ağacın dalı yüksekten aşağı doğru inerkenkalktım, dizlerimdeki titremeye engel olmaya çalışarak açtım kollarımı. Bekledim. Bir türlügelemiyordun sanki. Kollarıma senden önce kırılmış dal geldi Mahindra. Sen gelmedin. O günve bitmeyen bir merakla her gün aradım seni; yoktun. Babam zaten hiç olmadığını söyledi
senin, her şeyi benim kurguladığımı söyledi, çaresiz kabul ettim. Keşke haklı çıkarsaydın beni.Keşke çıkıp gelseydin.                Neyse bu son mektubum değil sana. Kafamı  ilaçlardan toparlayabildikçe yazacağımgene, hoşçakal...

 
Diğer Yazılar
Yazarlar