Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
KADİR İNANIR ÇOK YAKIŞTI AMA...
5.11.2014
Meral Ay


Gaziantep son dönemde tam bir festivaller şehri oldu. Önce kitap festivali, ardından şire festivali ve şimdi de Uluslararası Zeugma Film Festivali kentin vizyonuna önemli bir değer  kattı. Festivallarde binlerce kişi kentimize geldi ve Gaziantep halkı tarihi ve kültürel şenliklere tanıklık etti. Kent, birçok yönüyle gelişip büyürken; eksik olan tarafı, yani tarih, kültür, sanat ve sosyal yönünü de geliştirmeye başladı.

Bu festivallerde Gaziantep'e birçok ünlü isim geldi. Onlar Gaziantep'i daha iyi tanıyarak, gittikleri yerlerde sanayimizden mutfağımıza kadar, birçok alanda gönüllü elçiliğimizi yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

Bu yıl ilki düzenlenen Zeugma Film Festivali de amacına uygun bir şekilde başladı. Yeşilçam'ın jönü Kadir İnanır'a elbette ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Milyonların sevgilisi İnanır, festival öncesi 'Yaşam Boyu Onur Ödülü' aldı. Kadir İnanır bu ve benzeri ödülleri yüzlerce kez almış,  Türk Sineması'nın efsane isimlerindendir. Festivalde olmaması eksiklik olurdu.

Zira film ve festival deyince aklımıza gelen ilk 5 isimden birisi Kadir İnanır olur.

Peki, başka kimler gelirdi aklımıza?

Kadir İnanır'la 'Selvi Boylum Al Yazmalım' filmi ile özdeşleşen Türk Sineması'nın “Sultan”ı Türkan Şoray gelmez miydi?

Deniz mavisi gözleriyle, sinemanın çileli anası Fatma Girik gelmez miydi?

Ya 'Susuz Yaz' filmiyle  hayatımıza giren sinemanın tatlı prensesi Hülya Koçyiğit?

Zerafet güzeli Filiz Akın ve  Gülşen Bibikoğlu….

Elbette gelirdi ve gelmeliydi.

Belki de bir kadın olduğum için, festivale bu pencereden bakıyorum.

Kadir İnanır gibi bir jönün yanında, sinemanın yukarıda saydığım sultanlarından en az birisi olmalıydı.

Burada festivalin başlatılması, verilen emek ve çekilen zahmete saygı duyuyorum. Emeği geçen tüm herkesi yürekten kutluyorum.

Sadece bir kadın olarak, gözlerim Türk Sineması'nın sultanlarını aradı o kadar…

BEYİNLERDEKİ TOPUK VE ZEUGMA

Ülkemizde siyasette, iş dünyası ve diğer tüm kademelerde etkili görevlerde bulunan kadınların işi erkeklerden daha zor. Görevler aynı olsa da, sorumluluklar farklı. Çünkü, belirli makamlarda bulunan kadınlar, görevlerini en iyi yapmanın yanında, erkek egemen bir toplumda, kadın girişimcilik ruhunu temsil etmektedir. Özellikle başarıda doruk noktaya ulaşan kadınlar, bazı engellerle karşılaşmakta.

Aynen, geçen günlerde Zeugma kazı çalışmalarında yaşanan hadise gibi.

“Yok efendim Kadın Bakan ve  Başkan Fatma Şahin topuklarıyla mozaiklerin üzerine basmış.”

Peki o yanında duran 6-7 erkek!

Onların ayakları havada mı  duruyor?

Sadece bir kadının topuklu ayakkabısını cımbızla çekerek ironileştirmek, bana art niyetli bir yaklaşım olarak geliyor. Zira, toplumun büyük bir kesimi, özellikle biz kadınlar olaya böyle baktık.

Mozaiklerin üzerine basılmasının yanlış olduğu, Kazı Başkanı ve Fatma Şahin'in içinde bulunduğu gurubun, daha dikkatli olması yönünde bir haber yapılsaydı, inandırıcı bulabiliridim. Bu yaklaşıma, toplumun tüm kesimleri de saygı duyardı.

KADINLIK  HABERLERE ALET EDİLMEMELİ

Bu olayda şunu bir kez daha gördük ve yaşadık ki, kadınlık hep ön plana getirilerek, erkek egemen anlayışa prim verilmeye devam ediliyor.

Kadının topuklu ayakkabısı haber olur, erkeğin kösele aykabısının haber değeri yoktur?

Kadının yazması haber, erkeğin atkısı haber değil.

Bu anlayışa göre; kadın oynarsa dansöz olur, erkek oynarsa efe… İşte bütün mesele de bu ya!

Ve; Fatma Şahin’in, o mozaiklerin gün yüzüne çıkarılması için Belediye Meclisi’nde karar alarak,  belediye bütçesinden 200 Bin TL ödenek sağladığını biliyor musunuz?

Bu kasıtlı haberi yapanlara karşı bile, Fatma Şahin’in çıkıp da “o mozaikleri ben gün yüzüne çıkarttırdım” dememesi nasıl büyük bir erdemdir. Gerçi kasıt olan yerde, bir başkasının erdemini göremeyecek kadar gözleri kör olan insanlara bir şey anlatmanın anlamsız olduğunun, ben de farkındayım. Durumu özlü bir sözle özetleyecek olursak; “ Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?”

BİRAZ SAYGI, BİRAZ VEFA

Diğer yandan, milletvekilliği ve bakanlığı döneminde bu kente önemli hizmetler yapılmasına öncülük  etmiş bir kadın siyasetçinin, kazı başkanının da bulunduğu bir ortamda çekilmiş resmini ironileştirmek, iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Hele hele bu topuk söylemi, ülke kadınlarının kadınlık ruhuna saplanmış bir hançerdir.

Sonuç olarak, insan nasıl görmek isterse öyle bakar.

Zeugma Mozaikleri’nde o kadar kişinin içerisinde Fatma Şahin'in topuklarını görenler belli ki, bol bol havuç yemişler.

Çünkü, tavşanlar da erkek ayakkabılarını görme özürlüdür.

 
Diğer Yazılar
Yazarlar