Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Dava açarken avukat şart mı?
29.7.2017
Fevziye Karaer


Kendi davamı kendim açamaz mıyım? Kanun- larda zaten her şey açıkça yazılı değil mi?

Dava açmaya yeteneği olan herkes [kanunlarda yazılı bazı istisnalar hariç] kendi davasına ait evrakı düzen- leyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip ede- bilir. (1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 35/3) Ve- layet veya vesayet altındaki kişiler mahkemede avukat olmayan yasal temsilcileri tarafından temsil edilebilir. Kişinin kendisi veya yasal temsilcisi dışında kişi adı- na sadece avukatlar dava açabilir veya açılan davada kişiyi temsil edebilir.

Ancak kişilerin haklarının tamamından haberdar ol- maları, tüm hukuki mevzu- atı ve duruşma usul kuralla- rını bilmeleri beklenemez. Bilmedikleri için de bir hu- kuk veya ceza davasında avukat yardımı almazlarsa hak kaybına uğrayabilirler. Bunun için belli koşulları sağlayan kişiler için ceza yargılamasında zorunlu müdafilik, hukuk yargıla- masında adli yardım uy- gulaması yapılmaktadır.

Avukatla temsil zorunlulu- ğunun olmayışı, her şey- den önce “herkes yapabilir” düşüncesine neden olmak- tadır. Ancak bu düşünce her zaman doğru değildir, bir avukat yardımı olmak- sızın yürütülmeye çalışılan davalar veya hukuki işlerde ilerleyen aşamalarda avu- katsız iş görmeye çalışma- nın sakıncaları anlaşılsa da çok geç olmakta, pek çok avukat bu noktada kendi- sine yapılan başvurular ne- deniyle zor durumda kal- maktadır.

Avukat tutmak şart değildir. Bununla birlikte hukuki bir sorunda avukat tutmak yerine davanızı kendini- zin takip etmesi ya da ucuz olsun diye bir arzuhalciye dava dilekçesi yazdırmak, sağlık sorununuzda ken- di kendinizi tedavi etmeye kalkışmak ya da hekim ye- rine hacıya hocaya gidip okutup üfletmekten farklı değildir.

Bazı hak kayıpları ya- şandıktan sonra avukata başvurulduğunda savun- manın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı, za- man aşımı, hak düşürücü süre, konu hakkında hük- mün kesinleşmesi gibi ne- denlerle kayıpların telafisi mümkün olmamaktadır.

Evet, kanunlarda her şey yazmaktadır, hakimler ka- nunlara göre karar vermek- tedir, Türkçe okuyup anla- ma yeteneği olan her kişi kanunları açıp okuyabilir. Ancak bir konu hakkındaki tüm hukuki kurallar sıralı ve toplu şekilde yer almaz- lar. Bir kanunda bir konuda verilen genel hükmün pek çok başka kanunda istisna- ları olabilir.

Ayrıca duruşmanın yürü- tülmesi usul kurallarına da sıkı sıkıya bağlıdır. Dava konusu olayın esasına gir- meden usul yönünden itirazlarla davayı kısa yön- den kazanmak mümkün olduğu gibi, usul kurallarını bilmemek nedeniyle haklı olduğunuz davayı kaybet- mek söz konusu olabilir.

Mesela bir işçinin fazla çalışma ücreti, yıllık izin, ulusal bayram ve genel ta- til ücreti, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi işçi alacakları için kendi başına veya arzuhalciye yazdırdı- ğı dilekçe ile açtığı davada yapılacak usul hataları ha- linde işçinin hak kaybına

uğraması sıklıkla yaşanan bir durumdur.

İş mahkemelerinde ilk de- rece mahkemesinin tef- himinden itibaren 8 gün içinde istinafa başvuru yapılması gerekir. Tefhim duruşmada hazır bulunan tarafa sözlü olarak kararın bildirilmesidir. Bu karara itiraz edecek taraf istinaf için tebligatı beklerse hak kaybına uğrayabilir.

Memurun aldığı disiplin cezasının iptali, tayininin durdurulması, imar pla- nı değişiklikleri, kesilen imar cezasının iptali, vergi cezasının veya idari para cezalarının iptali gibi pek çok konu idari yargının görev alanına girmektedir. Özellikle vergi davalarında idari yargılama mevzuatı- na hakim olmayan kişiler tarafından yazılan dava dilekçeleri hak kayıplarına neden olmaktadır.

Sürenin önem taşıdığı hu- kuki alanlardan bir diğeri de icra takibidir. Kişinin gelen ödeme emri haksız ise 7 gün içinde itirazda bulunması gerekir. İtirazın usulüne uygun ve zama- nında yapılmaması daha sonra çok daha külfetli hu- kuki süreçlere neden ola- caktır.

Kişilerin mağduriyetlerine neden olan konulardan biri de sözleşmelerdir. Sözleş- melerin dikkatli okunma- ması, kendisini garantiye alacak maddelerin eklen- memesi, karşı tarafın üs- tünlüğüne neden olacak haksız maddelerin kabul edilmesi veya kanunen hü- kümsüz veya geçersiz sayı- lacak maddelerin yazılması gibi nedenlerle kişiler söz- leşmeden kaynaklı sorun- lar yaşayabilmektedir.

Altına imza atacağınız söz- leşmenin beklentilerinizi karşılayıp karşılamadığın- dan ve ileride aleyhinize beklenmedik sonuçlar do- ğurmayacağından emin olmak için bir avukat ta- rafından incelenmesini sağlamalısınız. Böyle bir sözleşmeyi imzalamış ve aleyhinize bir durum oluş- muşsa, mağduriyetinizin en aza indirilmesi için de yine bir avukata danışma- lısınız.

Sözleşmelerde bazı düzen- lemeler kanunla yasaklan- mış olduğu için yok hük- münde olabilir.

Mesela tüketici sözleşme- lerinde haksız şart niteli- ği taşıyan maddeler ile bir sözleşme yapılırken düzen- leyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullan- mak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak kar- şı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri (genel işlem ko- şulları) yazılmamış sayılır. Avukata danışmadan im- zaladığınız bir sözleşmenin neden olduğu bir mağdu- riyetten avukata danışarak kurtulmanız mümkün ola- bilir.

Genel hatları ile açıklama- ya çalıştığım üzere, hukuki dava ve işlemlerin avukatla takibi hak kayıplarını önler. Avukatlık hizmeti her za- man paralı değildir. Ceza yargılamasında zorunlu müdafilik, hukuk yargıla- masında adli yardım ku- rumları bulunmaktadır. Bunun dışında avukatlık hizmetleri de kişinin ge- lecekteki muhtemel mağ- duriyetleri göz önüne alın- dığında ücret bakımından pahalı değildir.

Sonradan üzülmemek için avukatlık hizmeti almanız- da fayda vardır. 

 
Yazarlar