Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Hakim sadece kanuna uygun olarak mı karar verir?
30.9.2017
Fevziye Karaer


Hakim sadece kanuna uygun olarak mı karar verir? Hakka- niyete uygun olarak verilen kararlar da adil kararlar değil midir?

Geçtiğimiz günlerde, Aile Mahkemesi tarafından bir bo- şanma davasına ilişkin olarak yapılan yargılama sonucun- da, ‘Süreli Nafaka’ yönünde önemli bir karara imza atıldı. Mevcut yargılamada taraflar eşit kusurlu olarak kabul edi- lerek, lehine yoksulluk nafa- kasına karar verilen eşin üni- versite hayatı bittikten sonra çalışabileceği de göz önüne alınarak, nafakanın boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl süre ile devamı- na karar verildi. Mevzuatımız- daki düzenleme, yoksulluk nafakasının süresiz verilen bir nafaka olması yönünde- dir. Maddi durumların değiş- mesi veya hakkaniyetin ge- rektirmesi halinde nafakanın artırılabileceği, azaltılabilece- ği veya belirli şartların varlığı halinde kaldırılabileceği de öngörülmüştür.

Yoksulluk nafakası konusun- da uygulamada yaşanan en önemli sorunlardan biri de; çok kısa süren evlilik birlikte- liklerinde ortaya çıkmaktadır. Mevzuata göre karar veril- diğinde, söz konusu nafaka, nafaka yükümlüsünün hayatı süresince (kaldırılmasını ge- rektiren şartlar hariç) devam edecektir. Özellikle de genç yaşta yapılmış, oldukça kısa sürmüş ve içerisinde çocu- ğun da bulunmadığı evlilik birlikteliklerinde, eşlerden biri lehine verilen nafakanın o ki- şinin hayatı boyunca elde et- tiği geliri taahhüt altına alması acaba hakaniyete ne derecede uygun olmaktadır? Zira, bu kişilerin ileride yeniden evle- nebilmek veya yeni işler ku- rabilmek yönünde önlerinde uzunca bir hayatları olacaktır. Mevcut nafaka da devam ede- ceğinden, kişi psikolojik ola- rak baskı altında bulunacak ve belki de yapmak istediklerini yapamayacaktır. Örneğin; uzun vadeli geri ödemeli ban- ka kredisi ile bir ev aldığımızı düşünelim. Banka, kredi geri ödemesini garanti altına ala- bilmek amacıyla, evimiz üze- rinde ipotek tesis edecek ve ödemeler bitmediği surette de ipotek varlığını sürdürecektir. Pek çoğumuz bu şekilde ev

sahibi olduk ve evimiz üze- rindeki kısıtlama devam ettiği sürece de, üzerimizdeki psi- kolojik baskı sebebiyle elde et- tiğimiz tüm toplu paralarımızı kredi taksitlerini bir an evvel kapatabilmek yönünde kul- landık. Çünkü, ipoteğin var- lığı sebebiyle kendimizi evin tam olarak sahibi göremiyor ve ödemelerde herhangi bir problem olması halinde, evi- mizin elimizden gidebileceği ihtimalini düşünüyorduk. Bu basit örnek bile kendi iste- ğimiz ile vermiş olduğumuz kararın sonucunun bizleri nasıl etkilediğini göstermek- tedir. Kendi iradeniz ile ol- mayan veya nafaka yönünde mecburen kabul ettiğiniz bir Mahkeme kararı ile, hayatını- zın her evresindeki gelirini- zin taahhüt altına alındığını varsaydığınızda, söz konusu kararın sizi ve ileride yapmak isteyeceklerinizi ne derece- de etkileyebileceği açıktır. Temennimiz yapılacak bir düzenleme ile; evliğin süresi, tarafların yaşları, eğitim du- rumları, ileride çalışabilme ve gelir elde edebilme gibi pek çok hususun da göz önüne alınması suretiyle, her somut durumda hakkaniyete uygun kararlar verilebilmesidir.

Bildiğiniz üzere, iş hayatında da , işveren tarafından işçiye imzalatılan ‘rekabet yasağı’ na ilişkin sözleşmeler çokça yer almaktaydı. Bu sözleşme- ler, işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren ile re- kabet etmemesine ilişkindi. İşçinin ekonomik geleceğini sınırlandıran bu sözleşme- lerle ilgili sorunlara da Yar- gıtay son noktayı koydu. Bu tür sözleşmelerin gerek süre, gerekse de coğrafi bölge ile sınırlandırılması gerektiğine, aksi sözleşmelerin geçersiz olacağına karar verdi.

Süresiz yoksulluk nafakası- na ilişkin kararlar da, kişinin gerek ekonomik, gerekse de özel hayatını sınırlandırdığın- dan, bu yönde yapılabilecek düzenleme ile hakkaniyete uygun kararların verileceği, gerek kişiler arası gerekse de toplumsal barışa hizmet edi- leceği kanaatindeyim.

Mevcut Yerel mahkeme kara- rına karşı Yargıtay’ın ne yön- de karar vereceğini heyecanla beklemekteyiz.

 
Yazarlar