Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
15 TEMMUZ ‘İSLAM’A DARBE’
30.6.2017
Narin Demirci


“Bir toplumu yok etmek istiyorsanız buna ‘Dil’inden başlamalısınız” diyor ünlü düşünür Konfüçyüs. Dil, kültür ve en önemlisi ‘Din’
bir toplumu var eden, ayakta tutan değerlerdir çünkü. Bunlar eksildikçe önce kişiler sonra da kişilerden oluşan toplumlar yok olur gider. Biz farkında olamasak da birileri bu durumun farkında. O yüzden bizi bizden etmek; dilimizden, kültürümüzden ve en önemlisi dinimizden sıyırmak için harcıyorlar bütün çabalarını. Dil ve kültür, yok etme saldırısına giden birer yol, birer vesile sadece. Önce dilimize girdiler fütursuzca. Yabancı birçok kelimeye gençleri aşina ettiler (hatta bu kervana siyasiler de katıldı). Sonra kültürümüze saldırdılar. Asıl hedefte ‘Din’ yani ‘İslam’ var tabi ki. Bu amaçlarına da dil vasıtasıyla epeyce yaklaştılar.

Kavram kargaşası yarattılar önce. Sonra buna kendileri inandı. Bütün dünyayı da
bu saçmalığa inandırmaya çalıştılar. İnatla ve ısrarla ‘İslami terör’ ifadesini kullandılar. IŞİD, El-Kaide
ve bunlar gibi örgütler için özellikle ve inatla ‘İslami terör’ ve ‘Cihat’ kelimelerini sarf ettiler. En son Alman kanalı ARD’ye 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili açıklama yaparken ‘İslami terör’ ifadesine tepki vermişti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Aklın yolu bir elbet. İçimizden geçeni uluslararası bir yayında söyledi Erdoğan. Sunucu, Paris’teki kamyonla yapılan bombalı saldırı da dahil olmak üzere bütün terör olaylarını İslam’a bağlamıştı o yayında. O anda sunucuyu özellikle uyararak ‘Terör

bir dine mensup olamaz. Biz ‘Hristiyan ya da Yahudi terör’ diyor muyuz? Sadece terörü konuşmak lazım. Böyle yaparsanız bütün

Müslümanlar teröristmiş gibi ifade ediliyor” demişti.

FETÖ de bu amaç için kullanılan bir maşa idi. İslam’ı yıpratmak, İslam’a olan güveni zedelemek, insanları İslam’dan uzaklaştırmaktı bütün çabaları. Amaçlarına ‘Güven’ noktasında ulaştıklarını düşünüyorum. Şimdi her kim kapalı bir kadın görse Fetö’ye mensup zannediyor. Kim Bediüzzaman’dan bahsetse, Risale-i Nur’dan bir kıssa anlatsa o kişiye bakışlar değişiyor. ‘Asrın ilim kitabı’ olduğu çoktan unutulmuş
da Fetö’nün okuttuğu bir kitap gözüyle bakılır olmuş Risalelere. Tam da istenen buydu işte. Herkesin birbirine ve dini kaynaklarına şüpheyle bakmasını sağlamaktı. Şimdi bütün dînî gruplara ve mensuplarına şüpheyle yaklaşıyor insanlar ve uzaklaşıyor yavaş yavaş. Halbuki bütün Dînî gruplar öyle mi? Elbette ki hayır. Şimdi ismini teker teker saymayacağım birçok grup var bu anlamda ve gerçekten ‘Allah rızası için’ çalışan birçok insan. Çünkü onlar Peygamber (sav) Efendimiz zamanından beri hizmet etmenin faziletini, ebeddeki kazandıracağı nimetleri

bilen insanlar. Ancak bu şüphe okları onları da vurdu. İçten içe kan akıyor o şüphe okunun girdiği damarlardan. Kısmen başardılar istedikleri şeyi, şimdi çoğu kişi şüpheli. Ancak hesap edemedikleri bir şey var. Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. Ne yazıyor Tevbe Suresi’nin 32.ayetinde, ‘Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Ama kâfirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.’ Müslümanlar olarak bizi
bu ümit yaşatıyor. Ve
onların (İslam’a saldıran her türlü örgütün) yaşayacağı ümitsizlik. 

 
Yazarlar