Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
MUHALEFET İSTİYORUZ TERANE DEĞİL
12.9.2017
Narin Demirci


Atatürk’ün Çankaya Köşkü’ndeki bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk’ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Ata, havuz etrafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım:

-’’Emrederseniz derhal keselim Paşam!’’

Bir an yüzüme baktı. Sonra: ‘’Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin?’’ dedi.

Bu anıyı ben değil Atatürk’ün bahçe mimarı anlatıyor.

Zaten büyük insanlar her zaman büyük düşünenlerdir. Ve yine büyük insanlar masasına dedikoduları, boş işleri, teraneleri değil fikirleri yatıranlar olmuştur.

Ancak böyle büyük bir liderin kurduğu partinin şu anki
haline bakıyorum da “İyi ki görmüyorsun Atam” demekten kendimi alamıyorum. Böyle bir liderin kurduğu parti maalesef ne iyi temsil ediliyor ne de idare. Çünkü fikirler değil tartışılanlar. Boş laf üretiliyor çoğu zaman. Tabi ki parti içindeki haklı eleştiriler yapanlar ve gerçekten sadece fikirlerle hemhal olup yeni fikirler üreten, her türlü insana Mevlana edasıyla yaklaşanlar yok değil. Hem de çok var.

Fakat hemen hemen her Büyükşehir Meclis toplantısında ‘CHP’ZEDE olunca insan yazmadan edemiyor. İnsanlara mecburiyet yükleyen bir zihniyetle cebelleşiyoruz belediye meclislerinde. CHP’li meclis üyesi Ömer Şahin, kürsüye çıktığı zaman ‘Eyvah’ diyoruz her seferinde. Halbuki heyecanlanmak istiyorum
ben. Hangi yaraya merhem olacak, hangi sıkıntıyı gündeme getirecek diye merak etmek istiyorum kentim ve ülkem adına. ‘Eyvah’ demek yerine alkış tutmak istiyorum güzel itirazlar yapanlara.

Öyle olmuyor.. Ahh. Öyle olmuyor maalesef. Kürsüye çıktığı zaman herkese eyvah çektiriyor CHP’li meclis üyesi

Ömer Şahin. Sabır zorlamakta sınır tanımıyor. Salondaki meclis üyeleri, dinlemek istemediklerini söyleseler de, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in bütün sabrıyla “Ömer bey ben sizi özel dinleyeceğim söz” demesine rağmen kürsüyü bırakmayan ve meclis toplantısının bitmesine engel olan zorbacı bir anlayıştan söz ediyorum.

Biz gazeteciler olarak, fikir işçileri olarak fikir tartışmaları duymak istiyoruz özellikle kentin can damarının attığı meclis toplantılarında. Çünkü oralar fikir jimnastiği yapılan ve ortak akılla kente proje üretilen daha doğrusu üretilmesi gereken yerler.

Öyle kürsüyü zapt edip milleti kendisini dinlemek zorunda bırakmak ve bu eleştirileri yapanlara ‘Demokratik ülkede yaşıyoruz. Ben de konuşacağım’ demek hiç demokratik bir tutum değil açıkçası. Fikir tartışması yapılacaksa buyurun dinleyelim. Ama biz meclise Ömer Şahin’in teranelerini dinlemek için değil kent adına yapılan ve yapılacak olan gelişmeleri takip etmek için geliyoruz. Ve bütün gazeteciler olarak zamanla yarışıyoruz.

Ve Ömer Şahin’i dinlemek Atatürk’ün bu anısını düşürüyor insanın aklına. ‘’Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi
ki keseceksin?’’ dediğinde
Ata, “İnsanların zamanını sen mi verdin ki baltalıyorsun,
el koyuyorsun, zorbalık yapıyorsun?” diye sormaktan kendimi alamıyorum. İyi ki görmüyorsun Atam, iyi ki görmüyorsun. Kurduğun parti nasıl temsil ediliyor.

Şimdi diyecekler ki, “Dinlemek istemiyorsan çekip gidebilirsin.” Elbette gidebilirim ama bir terane yüzünden kentin damarının attığı, gazetecinin bilmesi gereken projelerin geçtiği bir mecrayı terk edemem. Kimse kusura bakmasın. Herkes özgürlüğüne dikkat etmeli. Özgürlük demek, söz hakkı olmak demek kürsüyü istediği gibi meşgul etmek demek değildir.

Bir söz var çok sevdiğim. “Bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde senin özgürlüğün biter.” 

 
Yazarlar