Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
TRT SANATÇILARI NEDEN FARKLI?
6.11.2017
Narin Demirci


TRT sanatçıları her zaman farklıdır. Farklı bir tılsımları vardır onların. ‘TRT Sanatçısı’ dendiği zaman hiç kimsenin aklına ‘Hoppala yârim yaz geldi. Çarşıya kiraz geldi’ diyen, ‘Seni gidi fındık kıran’ yahut da ‘Tak şu sepeti koluna, herkes kendi yoluna’ diyen bir figür akla gelmez. ‘TRT Sanatçısı’ deyince "Gece kirpikli kadın. Aşkıma siyah bakma" diyen bir aşık gelir akla. "Gözlerin doğuyor gecelerime" diyen, "Ah bu şarkıların gözü kör olsun", "Yalnız benim için bak yeşil yeşil" diyen gerçek aşıklar gelir akla. Yine güzel seven birisi demiş ya, "Öyle sıradan cümlelerle sevme onu. Yağmurun ona çok yakıştığını söyle mesela. Bırak bir ömür ne demek istediğini düşünsün." Tam da böyle bir şey aradaki fark. TRT sanatçıları deyince öyle sıradan cümleler, sıradan şarkılar ve sıradan duygular gelmiyor akla. 

 

Bunca yıllık meslek hayatımda daha önce hiç TRT sanatçısı ile röportaj yapmak kısmet olmamıştı. Gaziantep’te birçok ilki yaşadığım gibi bu ilki de yaşadım. Sevgili Mine Geçili ile sanat ve musiki üzerine harika bir röportaj gerçekleştirdik. Tabi öncesinde insan ‘Acaba?’ diyor. ‘Acaba gerçekten göründüğü gibi mi? Çünkü insana değer vermeyen bir kişi ne kadar iyi sanat yaparsa yapsın bir anlam ifade etmiyor. Ne diyor Üstad Barış Manço, ‘İnsanın öğrenmesi gereken ilk dil tatlı dildir.’

 

 

Bu tedirginlikle buluşmuştum Mine hanımla. Çünkü insana olan saygısızlıkları yüzünden haber terk etmişliğim de vardır, röportajı orta yerinde bırakmışlığım da. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır ya kişinin. Korkuyordum kendimden de. Çünkü insana saygı en büyük sanattır. Acaba’lar dolaşırken kafamın içinde, onun o sakin ve mütevazi tavrı bütün endişelerimi aldı götürdü. Kuş gibi hafiflemiştim karşısında.

 

“Musiki bir edeptir” diyordu. TRT’nin farkını anlatıyordu bana. TRT’nin sanattan önce insanlığı öğrettiğini, saygıyı öğrettiğini anlatıyordu. O anlatıyordu, ben ‘İyi ki’ diyordum içimden. ‘İyi ki seni tanımışım gece kirpikli kadın.’ O duymuyordu ama ben kendi kendime konuşuyordum. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın “Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım. Ellerimi koyacak bir yer bulamam” dediği gibi ellerimi koyacak bir yer bulamıyordum karşısında. “Musiki bir edeptir” diyen, sanatın edebinden ve sanata yapılacak olan edepten bahsederken ve o kadar edepli röportaj verirken, ben soru sorarken bile edepsizlik etmekten korkuyordum. İncitmekten, kırmaktan korkarak yaptığım ilk röportaj oldu Mine Geçili röportajı.

 

Röportajdan sonra akşam da konserine katıldım. Canlı canlı dinlemek istedim bu güzelliği. ‘Allah dağına göre kış verir’ derler ya. Öyle bir şeye şahit oldum. Bahsettiği sanata ve sanatçıya olan saygının resmini gördüm adeta. Konsere gelen Gazianteplilerin birinin bile telefonu çalmadı konser boyunca. O sahnedeyken, ben endişeler içindeydim. Dinleyenlerine karşı bu kadar hassas olan bir sanatçıya inşallah bir saygısızlık olmaz diye. ‘Bir konserde telefonun çalması, insanların birbiriyle muhabbet etmesi ve konseri yarıda bırakıp gitmesi sanatçıya olan saygısızlıktır’ demişti röportajında. Ancak konserdeki hemen hemen herkes Mine hanıma eşlik ettiler konser boyunca şarkılarında. Bütün şarkıları armonisiyle birlikte söylüyorlardı. Adeta vokalist gibiydiler. Kendisinin de hoşuna gitmiş olacak ki, ‘Bana gerek yokmuş. Evde otursam da olurmuş. Sesi güzel olanlar da var’ diyordu şarkı aralarında. Hem tebessüm ediyor hem de tebessüm ettiriyordu. Dinleyenlerle gönül bağı kurması hoşuma gitmişti açıkçası.

 

Ve konserin finalinde kuliste gördüğüm manzara beni o kadar mutlu etmişti ki. Yine röportajda gençlerin Türk Sanat Müziği’ne ilgisini konuşmuştuk. ‘Gençler Türk Sanat Müziği sevmez’ derler ya işte o mesele. ‘Bunu söyleyenler keşke konserlerimde şahit olduğum şeylere şahit olsalar’ diyordu. Ben de gençlerin Türk Sanat Müziğini sevdiğine inananlardanım ama açıkçası kuliste ağlaya ağlaya sanatçıyla Türk Sanat Müziği söyleyecek derecede olduklarını tahmin etmiyordum.

 

Sanatçıya veda etmek için kulise indiğimde bu manzarayla karşılaştım. Türk müziği hayranı gencecik bir kızın ağlaya ağlaya Mine hanımla Türk müziği söylediğine bizzat şahit oldum. ‘Helal olsun’ dedim bu kez içimden. Gerçekten helal olsun. 

 

Allah gönlüne göre versin Sevgili Mine Geçili. Demek ki Allah seni o kadar sevmiş ki, kalbinden geçen her şeyi ayaklarına getirmiş. Yolun açık olsun…

 

Musikide, edepte ve dahi bütün güzelliklerde yolun açık olsun…

 
Yazarlar