Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
SAHİPSİZ ŞEMSİYE
25.12.2017
Narin Demirci


Öyle şiddetli bir yağmur vardı ki dışarıda. Bardaktan boşanırcasına yağıyordu mübarek damlalar. Unuttuğum şemsiyemi koşar adımlarla eve dönerek almıştım o gün. Almasam gün boyunca sırılsıklam olacaktım şüphesiz. Öylesi bir hava vardı gökyüzünde. 
Ancak bir çok kez yaptığı gibi yine aldattı hava o gün beni. Fotoğraf makinesi, çanta, şemsiye derken ellerim doluydu ve güneş doğmuştu çoktan Gaziantep'in göbeğine. 
Haberden habere koşarken ve yağmurda sırılsıklam olacağım diye endişe ederken, yağmurdan değil ama terden sırılsıklam olmuştum. Çarşıdaki haber işlerini bitirdikten sonra tramvay durağına attım kendimi kan-ter içinde. 
Havanın benim gibi yanılttığı bir kişi daha vardı muhtemelen. Tramvay durağındaki bankın üzerinde bir şemsiye duruyordu öylece. Muhtemelen birisi unutmuş olmalıydı. Çünkü bank bomboştu ve şemsiyenin yanında kimsecikler yoktu. Sahipsiz görünüyordu şemsiye. 
Bir kadın tam tramvaya binerken bir ses bağırdı arkasından:
-"Hanımefendi! Şemsiyenizi unuttunuz!"
Kadın başını uzattı tramvayın kapısından ve;
-"Benim değil. Kimin olduğunu bilmiyorum" dedi. 
Konuşmaya uzaktan kulak misafiri olduğu belli olan 55 yahut 60 yaşlarında bir adam usulca harekete geçti. Yavaşça şemsiyeyi aldı. Kimseye çaktırmak istemez gibi bir hâli vardı. 
Şemsiyeyi aldı ve uzun bir koridoru andıran tramvay durağının çıkışına doğru ilerlemeye başladı ağır adımlarla. Belli ki tramvaya binmekten bile vazgeçmişti sırf şemsiyeyi araklamak için. Utanmıyordu yaşından. Ne yaşından ne de olgunluk timsali olan sekiz köşeli siyah kasketinden. Kim bilir kaç torunu vardı? Onlara böyle mi örnek oluyordu acaba?
Sinirlerim bozulmuştu akşam üstü. "Haberi nasıl kurgulayacağım? Başlığa ne yazacağım? Manşetim ne olacak?" sorularını unutmuş, şemsiye peşinde koşan adamı düşünüyordum istemsizce.
Bir şemsiyeye tenezzül etmesinden tutup, yaşından başından beklenen olgunlukta olmayışına kadar bütün olumsuzluklar geçiyordu aklımdan teker teker. 
Benim aklımdan bunlar geçerken adam daha da yaklaşmıştı durağın girişine. Yaklaştı... Yaklaştı... Ve elindeki şemsiyeyi durağın girişindeki güvenlik görevlisine uzatarak, "Belki sahibi gelir. Geldiğinde kendisine teslim et evladım" dedi. 
Güvenlik görevlisinin "Kimse almaya gelmez amca" demesine aldırmayan o ihtiyar yürek, "Belki gelir oğlum. Belki gelir" dedi ve nazikçe şemsiyeyi teslim etti. 
Sonra aynı tramvaya bindik onunla. Tam karşısına oturdum biraz önce aklımdan bin bir olumsuz şey geçirdiğim yaşlı adamın. Tam karşısına oturdum ama özür dileyecek cesareti gösteremedim yazık ki. Sadece gözlerim amcanın üzerindeyken;
"Özürrr dilerim amcacığım. Çokkk özür dilerim ama çantamı şuraya koyabilir miyim?" diyebildim.
"Amcacığım ben senin hakkında böyle hüküm vermiştim. Helal et hakkını ne olur" diyemedim. 
Diyemedim işte... Özür dilerim...

 
Yazarlar