Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
DÜŞÜNCELERİ DEGİŞTİRMEK LAZIM
13.4.2019
Burcu Tanış


İletişim kuran herkes kendi görüşlerinin benimsenmesini, kabul görmesini ister. Çevresindeki insanların onu onaylamasını arzu eder. Bu çok doğal, insanca. Öte yandan çoğu zaman mümkün değil. Yaşantımızda ayrıntı sayısı sürekli olarak artıyor. Bu kadar çok ayrıntının olduğu yerde görüşlerin çılgınca çeşitlenmesi kaçınılmaz.

 

Benimsenmeyi, kabul görmeyi isteriz. Uzlaşma bu yüzden gerekli. Karşımızdakiyle aramızda mümkün olan en çok sayıda ortak noktayı bulup gün yüzüne çıkarmalıyız. Her konuda, her ayrıntıda hemfikir olmak mümkün olmayabilir. Ama sadece bir açıdan bile olsa hemfikir olmak uzlaşma için yeterli. Bu da ancak kendi düşüncemizi esnetip karşı tarafın görüşüne yaklaşmakla gerçekleşebilir. Yani mümkün olduğu ölçüde ödün verebilmek gerekiyor. Ödünsüz uzlaşmak zor.

 

Bazen fikir değiştirmek hiç mümkün görünmez. Böyle durumlarda aynı fikri korumak elbette en doğal hakkımız. Değişime açık olacağız diye dakika başı görüş değiştirmemiz şart değil. Başkalarının düşüncelerini mutlaka benimsememiz gerekmiyor. Ancak düşüncemizi değiştirme olasılığı her zaman aklımızın bir köşesinde bulunmalı. Bu olasılığa açık kapı bırakırsak insanlarla konuşurken rahat ederiz. Bizden yüz seksen derece farklı düşünen biriyle karşılaştığımızda gergef yayı gibi gerilmez, fırında kek benzeri kabarmayız. Farklı düşüncelere, bize çok uzak görüşlere katlanmak daha kolay olur.

Konu sadece katlanmayla da sınırlı değil. Fikrimizi değiştirme olasılığını aklımızın bir köşesinde tutarsak bu durum dilimize yansır. Sözlerimizin sivri uçları gizli bir el tarafından köreltilir. Kurduğumuz cümlelerin keskin kenarları kendiliğinden törpülenir. Konuşmalarımız karşımızdakine daha kabul edilebilir şekilde gider. Görüş yarışı değil görüş alışverişi yaparız. Dokununca zıplayan biri gibi görünmeyiz, anlayışlı ve kendine güvenen bir insan silüeti çizeriz.

Esnek olmanın, görüş değiştirmeye kapıları açık tutmanın bir yararı daha var: Yeni bilgiler edindiğimizde bunlara uyum sağlamamız kolay olur. Daha önce haberdar olmadığımız verilere ulaştığımızda zorlanmayız. Esnek olmayı alışkanlık haline getirirsek yeni veriler ışığında görüşlerimizi kolaylıkla güncelleriz. Bunun için değişime açık olmak, değişimi sorun olarak görmemek yeterli.

 

Değişime açık olmadığımız, gerekirse fikrimi değiştirebilirim diyemediğimiz takdirde yeni bir bilgi edindiğimiz zaman sıkıntı yaşama riski var. Konuyla ilgili görüşümüzü korumak isteyeceğimizden kafamız karışabilir. Bir çıkmazın içine düşebiliriz: Bir yanda -çok sevdiğimiz- o sabit fikir, diğer yanda yeni bilginin zorlayıcı gerçekliği. Var olan iç çatışmalarımız alevlenebilir. Ya da yeni bir iç çatışma ile baş başa kalabiliriz.

Sözlerimizi iyi seçersek değişime açık olmamız kendiliğinden kolaylaşır. Şu an için, şimdilik, göründüğü haliyle, bu koşullar altında, anlayabildiğim kadarıyla… Bu sözleri daha fazla kullanmaya bakmalıyız. Görüş, düşünce, fikir beyan ederken cümlenin uygun bir yerine bu ifadeleri de eklemeliyiz. Hem karşı taraf bizi daha kolay kabul eder hem de biz gereken durumda daha kolay uzlaşmacı oluruz. Ödün vermek her zaman yenilgi anlamına gelmez. Uzlaşma için verilen ödünler aslında hayata karşı kazanılmış zaferlerdir.

 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar