Yoğun ve zor bir dönem geride kaldı | Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
Yoğun ve zor bir dönem geride kaldı
Mimarlar Odası Gaziantep Şube Başkanı Özgür Girişken 15. dönemi yapılacak olan genel kurulla geride bırakacaklarını söylerken yaptıkları çalışmalardan da bahsetti. Girişken, “Çalışma dönemimiz, yerel gündem anlamında oldukça yoğundu. Yerel idareler tarafından yapılan plan tadilatları önceki döneme göre azalmış olsa da, bu dönem şubemiz tarafından 64 imar işlemine itiraz edilmiş, 18 işlem ise yargıya taşınmıştır” dedi.
Yoğun ve zor bir dönem geride kaldı
13.2.2020 tarihinde yüklenmiştir.

 

Mimarlar Odası Gaziantep Şube Başkanı Özgür Girişken basın toplantısı düzenledi. Yoğun ve zor bir dönem geçirdiklerini söyleyen Başkan Özgür Girişken,  “Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi’nin 15. Çalışma Dönemi, bu hafta sonu gerçekleştirilecek Genel Kurulumuzla tamamlanacaktır. Geride bıraktığımız 15. Dönem, hem meslek alanımız, hem de ülkemiz ve yakın coğrafyamız için son derece yoğun ve zor bir dönemdi. Diplomatik krizler, yakın coğrafyamızda yaşanan savaş ve çatışma iklimi, seçimler ve siyasi belirsizlikler, ekonomik kriz ve işsizlik, bu döneme damgasını vuran önemli gelişmelerdi. Meslek alanımızda 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul gibi büyük ölçekli projeler halen tartışılmaya devam ederken, İmar Barışı adıyla yürürlüğe giren imar affı uygulamasıyla yurt çapında kent suçları meşrulaştırıldı ve yeni kent suçları teşvik edildi”  ifadesini kullandı.

 

İŞSİZLİK ARTTI

 

İnşaat sektörünün ekonomik krizden en çok etkilenen sektör olduğunu ifade eden Girişken,  “Sektör son aylarda toparlanma sinyalleri verse de, geçtiğimiz sonbahar itibariyle bir yıl içerisinde 500.000’den fazla inşaat sektörü çalışanı işsiz kalmıştı. Geldiğimiz noktada pek çok mimar ve mühendis işsiz ve meslektaşlarımızın bir bölümü de iş bulmaktan umudunu kesmiş durumda. İnşaat sektöründeki yapısal sorunların farkında olan siyasal iktidar, geçtiğimiz dönemde iki yeni hukuki düzenleme yaptı. Yapı Denetim ve müteahhitlik sisteminde geliştirilen düzenlemeler önceki duruma göre olumlu olsa da, sorunların giderilmesi için kesinlikle yetersizdir.

 

ÜLKEMİZDEKİ KONUT SORUNU DEVAM ETMEKTEDİR

 

İnşaat sektörü toplumsal ihtiyaçlar ve nitelikli kentleşme için bir araç olmalıyken, ülkemiz şartlarında bir amaç olarak görülmektedir. Yapılan mevzuat düzenlemeleri de bu perspektiften okunmalıdır. Son on yılda 8.500.000 milyon konut için ruhsat alınmıştır. Nüfusumuzun neredeyse yarısının barınabileceği miktarda konut üretilirken, ülkemizdeki konut sorunu devam etmektedir. 2007’de %61 olan ev sahipliği oranı, 2018 sonu itibariyle %59’a gerilemiştir. Düşük gelir gruplarında ise durum daha kötü bir seyir izlemiştir. Bu gruplar için 2007’de %61,7 olan ev sahipliği oranı, 2018’de %52’ye gerilemiştir. On yılda toplam 1.800.000.000 m2 civarında inşaat alanı için ruhsat düzenlenen ülkemizde, böylesine büyük çaplı bir inşai faaliyetin mimar ve mühendislerin de yaşam koşullarını iyileştirmesi beklenirken tam tersi bir durum gerçekleşmiş, inşaata dayalı büyüme modeli meslektaşlarımız arasında işsizliği ve yoksulluğu beraberinde getirmiştir” dedi.

 

MİMARLIK MESLEK YASASI ELZEMDİR

 

İnşaat sektörünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Girişken açıklamalarını şöyle sürdürdü:  “Vakit, Türkiye için inşaat sektörünün rolünü yeniden düşünme ve değerlendirme vaktidir. Konut finansallaştırılmıştır ve karın tek amaç olduğu inşaat sektörü toplumun barınma ihtiyacını karşılamadığı gibi; mimarın, mühendisin, meslek odalarının dışlandığı inşaat süreci, hem meslektaşlarımıza, hem kentlerimize, hem de ülkemize büyük zarar vermiştir. Bu niteliksizliği geride bırakmak için, ülkemizin acilen Mimarlık ve Kentleşme Politikaları metnini uygulamaya koymasına ihtiyacımız vardır. İkinci husus olarak da bu politika metni ışığında oluşturulacak bir Mimarlık Meslek Yasası, hem mimarların haklarına kavuşması, hem de toplumun nitelikli mimarlıkla buluşması için elzemdir.  Aksi takdirde inşaat sektörünün sağlıklı bir yapıya kavuşması, toplumsal ihtiyaçlara yanıt verecek bir araç haline gelmesi mümkün olmayacaktır. Farkındayız ki, bu düzenlemeler kendiliğinden gelmeyecektir. Ülkemizin ve biz mimarların ihtiyaç duyduğu bu hukuki düzenlemelerin yapılabilmesi için öncelikle meslektaşlarımızın kararlı bir duruş sergilemesi, ve bu talebin daha güçlü bir sesle dile getirilmesine ihtiyacımız vardır. Bu önemli amaç için mücadele ve dayanışma, bundan sonraki Oda yöneticilerinin ve meslektaşlarımızın birinci önceliği olmalıdır.”

 

KISITLI İMKANLARINA RAĞMEN…

 

Görev sürecini de değerlendiren Girişken: “Yönetimde görev yaptığımız süre içerisinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin ana amacı da üyeler arasında dayanışmayı ve işbirliğini güçlendirmekti. Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi’nin tarihinde en çok etkinliği yaptığı dönem, 2018-2020 yılları arasında yer alan 15. Çalışma Dönemiydi. Yine şubemiz, kısıtlı imkanlarına rağmen Türkiye’de en çok etkinliğin yapıldığı şubelerden bir tanesi haline gelmiştir. Yeni dönemde bu standardın daha ileri taşınacağına ve üyelerin katılımını artırıcı çalışmaların yapılmasına olan inancımız tamdır. Çalışma dönemimiz, yerel gündem anlamında da oldukça yoğundu. Yerel idareler tarafından yapılan plan tadilatları önceki döneme göre azalmış olsa da, bu dönem şubemiz tarafından 64 imar işlemine itiraz edilmiş, 18 işlem ise yargıya taşınmıştır.

 

DAVALAR LEHİMİZE SONUÇLANSA DA...

 

Geçmiş dönemden süregelen önemli davalardan Metro AVM çevresindeki, eski TRT arazisindeki düzenlemelerin tamamına yakını lehimize sonuçlansa da, ne yazık ki inşaat faaliyetleri sürdürülmüştür. Çok önemsediğimiz, Gaziantep’in ilk sosyal konutları olan TCDD lojmanlarının tescillenmesine dair davada da, yargı lojmanların tescilli olarak kalması gerektiğine hükmetti. Bu kültür varlığımızın korunmasına sağladığımız katkıdan dolayı son derece mutluyuz. Şubemizin açtığı en önemli davalardan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına açmış olduğumuz dava, geçen yıl reddedilmişti. İstinafa taşıdığımız bu kararda, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, yeni bir bilirkişi raporu hazırlatılmasına hükmetti. Geçtiğimiz günlerde tebliğ edilen rapor, çok önemli bir hususa değiniyordu: Heyet, Gaziantep’in 2040 yılı nüfusunu 3.200.000 olarak hesaplıyor, ve dava konusu planda 4.450.000 olarak hesaplanan nüfusun imar alanlarında yoğunluğu %40 oranında arttıracağına hükmederek, bu nüfus hesabı yüzünden planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğunu belirtiyordu. Önümüzdeki aylarda sonuçlanacak olan davada kentimiz lehine bir karar çıkacağını ve nüfus hesabının daha gerçekçi bir şekilde revize edileceğini umuyoruz.

 

Bu dönemin bir başka yerel gündem maddesi, Kamil Ocak Stadyumu çevresinde yapılacak millet bahçesi düzenlemesiydi. Kamuoyunda tepki yaratan ve özellikle yalnızca 23 yıllık bir bina olan vilayet binasının yıkımının gündeme gelmesi sonrasında yapılan çağrıya yanıt veren 150 civarında kişi, kurum ve kuruluşun itiraz ettiği imar planında gelinen noktadan memnunuz,  yurttaşların kenti ve kent değerlerini sahiplenmelerinin bir şeyleri değiştirebileceğini bir kez daha gösterdiğini düşünüyoruz.

 

KURALLARA HARFİYEN UYULMASININ ÖNEMİ VURGULANDI

 

14 Kasım 2019 tarihinde, bir dizi ihmal neticesinde gerçekleşen iskele göçüğü sonrasında İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan’ı kaybettik. Yapılan açıklamalarda, suç duyurusunda bu tür felaketlerin ve acıların bir kez daha yaşanmaması için mimarlığın, mühendisliğin, bilimin, tekniğin, yasal süreçlerin, fen ve sanat kaidelerinin asla küçümsenmemesinin, bu hususlardaki kurallara harfiyen uyulmasının önemi vurgulandı. Bu acı olay dolayısıyla Korkut Küçükcan’ı bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, ailesine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

 

Son olarak, Mimarlar Odası’nın güçlü bir geleneği ve birikimi temsil ettiğini, meslek onurunu korumak için çabasını sürdüreceğini; bilimin, tekniğin ve nitelikli mimarlığın toplumla buluşturulmasını amaçladığını, kent ve kent değerlerini savunmaya devam edeceğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Görev süremiz boyunca desteklerini esirgemeyen halkımıza, meslektaşlarımıza ve basın mensuplarına bir kez daha teşekkürlerimizi sunarız.”

 

HÜSEYİN AKÇAAY 

Yazarlar