Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
NE DE ÇABUK BÜYÜDÜK...
4.12.2019
Mikail Tanrısever


Gaziantep’in ne kasaba ne mahalle olan bir yerinde büyümüştüm. Sokaklarda çetin mücadelelerle geçen çocukluğun ardından ilk derin kutuplaşmaları aslında o yıllarda öğrenmiştim. Mahalle mi desem kasaba mı desem bilemedim ama bölgenin iki farklı mahallesi bulunuyordu, Biri aşağı mahalle diğeri yukarı... Sürekli birbirine düşmanlık besliyorlardı herhangi bir olayda ‘’ulan aşağı mahalleli değil misin’’gibi cümleleri sık sık duyabiliyordunuz. Bu denli yaklaşımlar bölgenin çocukları için bence ayrı

bir yıkım oluyordu. Karşı tarafla sürekli bir çekişme halinde olmak babanın inandığı ideolojiye o yaşta inanıp bir arada oyun dahi oynayamamak o çocuklar üzerinde derin psikolojik
izler bırakacak şimdilerde onların düşmanlık duyduğu
o topluluğa ısınmasını elbette zorlaştıracaktı. Hele karşı tarafa aşık olduysan işin zaten yaş... Bir ara iki ezeli düşman mahallenin çocuklarının bir futbol maçı yapma olayını hayal meyal hatırlıyor gibiyim. Yoğun geçen çözüm ve diyalog sürecinin! ardından silahı bırakıp (taş, sopa,

sapan, gazoz kapağı vs.) ve barış içerisinde bir futbol maçı planlıyorlardı. Her iki mahalle en iyi adamlarını maça sürmek için kadrolarını hazırlamış kaleye geçecek

bu kutsal görevi eda edecek delikanlıya el emeği göz nuru bir eldiven bile ayarlanacaktı. Akşam yemeğinden sonra her iki mahallenin çocuklarının evin ayrı bir odasında yaptığı ufak antremanlar tek bir yerde toplanıp saatler süren kritikler cabası.. Vel hasıl

biraz zor olsa da toprak bir sahada bir araya gelebildiler.

Dediğim gibi herkes silahsızdı. Taktikler konuşuldu, lastik ayakkabıların ipleri biraz
daha gerildi, babasının kahverengi kareli çorabını giyenler çoraplarını dizlerine kadar çektiler. Topu veya kaleyi seçme şansları yoktu. Kenarda oturan mahallenin diğer çocukları nefeslerini tuttu. Kısıtlı imkanlarla alınmış kames top havaya atıldı ve oyun başladı. Futbolun oynandığı saha

ise dönemin nou camp’ı idi. Maç içerisinde ufak tefek küfürler ve zıtlaşmalar dışında herhangi bir facia olmadı. Yani arsa sahibi gelene kadar... Ortalama bir insanın ağzından duyamayacağınız yaratıcı küfürlerle maçı bitirdi. Elindeki sopayı göstererek bütün herkesi arsasından kovmuştu, zafer kazanmış

bir edayla ve başarmanın vermiş olduğu mutlulukla şatafatlı evine doğru
ilerledi. Yani çözüm masası devrilmişti. Yıllarca bir sahada buluşamayan iki mahalle bunu belki çocukların derbi müsabakası ile başarabilecekti ama olmadı. Çocuklar biraz ses çıkarsaydı diyoruz ama na’pabilirlerdi ki? Adamın eli sopalı dahası arsanında sahibi yasal olarak tüm yetkiler onda sonuçta. Mecburen herkes evlerine dağılmıştı. Doğuştan düşmanlıkları olsa da bir arada futbol oynamaktan bence oldukça keyif almışlardı.

Nede olsa kendilerinden başka ilk defa başka birileri
ile oyun oynamanın tadına varmışlardı. Barış, dostluk, kardeşlik ve bir arada yaşama felsefesi tam çocuklara göreydi. Lakin kısmet olmadı. Üzülmeyin çocuklar o meşhur cümleyi unutmayın...

FUTBOLDA HERŞEY MÜMKÜN.. 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar