Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Ramazan Ayı ve Toplumsal Hayat
18.5.2019
Burcu Besle


Ramazan ayı Müslümanların mübarek aylarından bir aydır ve bu ay on bir ayın sultanı olarak bilinir. Onu diğer aylardan ayı- ran ve faziletli kılan pek çok şey vardır. Zira bu ay aynı zamanda rahmet, merhamet ve günahlar- dan bağışlanmaya vesile olmak- tadır. Bir başka açıdan da o, yılın dinî bakımdan en yoğun olarak yaşandığı ve bir muhasebenin yapıldığı aydır. Dolayısıyla bir fırsatlar ve imkânlar ayı olarak da düşünülebilir.

Hz. Peygamber’in Kur’an’ı Ceb- raille karşılıklı okuması, tera- vih namazlarının kılınması, zekâtların bu ayda verilmesinin tercih edilmesi, sadaka ve fitrele- rin verilmesi gibi önemli ibadet- leri içermektedir. Bütün bunlar dinî hayat açısından bireysel ve toplumsal anlam ve önem ifade etmektedirler. Zaten din, söz ko- nusu bu unsurlarla yaşanmakta ve hayata geçirilmektedir. Bu an- lamda ramazan ayı, Kur’an’ın en fazla okunduğu, namazların en fazla kılındığı, ay boyu orucun tutulduğu, hayır ve hasenatın yapıldığı güzellikler ve faziletler ayı olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla ramazan ayı rahmet ve bereket ayı olarak değerlendi- rilebilir.

Dün olduğu gibi bugün de in- sanlığın en çok sorun yaşadığı alan, sosyal alandır. Özellikle toplum hayatında insanlar arası ilişkilerde sevgi, saygı ve hoşgö- rü son derece önemlidir. Sözü edilen bu değerler toplumsal huzur, güven ve barışın ana un- surlarıdır. Bu değerlerin güçlü olduğu sosyal ortamlarda hayat daha huzurlu ve güvenlidir, zayıf olduğu ortamlarda da hayat en- dişeli, huzursuz ve güvensizdir. O nedenle huzurlu bir toplumsal ortamın oluşmasında ramazan ayı gibi manevi ortamlara ihtiyaç vardır. Zira ramazan atmosferi insanların nefislerini dizginle- yerek, yumuşamasına ve ahlaki değerler çerçevesinde davranıl-

masına imkân sağlar.

Ramazan ayını diğer aylardan ayıran en önemli özelliği oruç ayı olmasıdır. Zira oruç ibadeti, bu ayın en temel ibadeti olarak yaşanmaktadır. Aslında oruç ibadeti İslam’ın şartlarından birisidir. Onun tutulduğu ay da ramazan ayıdır. Bu gerçek- lik Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Sayılı günler- de olmak üzere (oruç size farz kılındı...). (Bakara, 183-184) Ayet- lerden de anlaşıldığı üzere rama- zan ayı denildiğinde ilk akla ge- len, oruç ibadeti olmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Bir kimse, ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını umarak oruç tu- tarsa, geçmiş günahları bağış- lanır.” (Buhârî, Savm, 6; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 175) Yine bir başka hadislerinde Hz. Peygam- ber (s.a.s.), “Her kim inanarak ve ecrini yalnız Allah’tan umarak ramazan ayını ibadetle geçirir- se, geçmiş günahları mağfiret olunur” buyurmuşlardır. (Buhârî, Îmân, 27; Müslim, Salâtü’l- Müsâfirîn, 173)

Oruç ibadetinin birey ve toplum açısından, maddi ve manevi pek çok faydaları vardır. Her şeyden önce oruç ibadeti, insanın ma- nevi dünyasının olgunlaşması, kemale ermesi ve takva boyutu kazanması açısından anlamlıdır. İnsanın yaratılış gayesine uygun bir çerçevede yaşaması ve haya- tını sürdürmesi arzu edilmekte- dir. Bunun için de insanın hem bilgi hem de uygulama boyutu bakımından yetiştirilmesi ve ge- liştirilmesi gerekmektedir. İşte oruç ibadeti bütün bu boyutları insana kazandırmaktadır. Öyle ki teorik olarak oruç tutmanın ge- rekliliğine inanan bir insan, uy- gulama olarak da onu hayatına geçirmektedir. Burada herhangi bir zorlama yoktur.

 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar