Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
ELZEM OLAN TERBİYE
15.6.2019
Burcu Besle


Günümüzde, çoğu insanlar laf olsun maksat torba dolsun mantığıyla hareket eder olmuş. Gözlemlediğim kadarıyla bilende konuşuyor, bilmeyende. Yahu, bilmiyorsan sus işte konuşman para etmiyor neden kendini bu kadart zor- luyorsun ki.. Bilgin olmadan fikir sahibi oluyorsun.Hal böyleyken bu davranış biçimi birileri bu tür insanları stoplama- dığı zaman ölene kadar bu cahiliyet ile kalırlar...

Demem o ki;
Eski devirlerde, dönemlerde kimse ileri geri konuşmazdı...
Herkes kendi kusuruna bakardı... Herkes kendisiyle meşgul olurdu. İşin ehli vardı. Konuşan konuşurdu laf söylerken haddi- ni bilir, yeri geldi mi susardı. Böyle bir ortamda edep var...!
Bilgisi olan konuşuyor. Bilgisi tam olma- yan susuyor...Dinliyor. Tereciye tere satıl- maz... Satmazdı.
İnsan ne zaman konuşacak. Konuşması ne zaman caiz (uygun) olur?
İnsan o ki gerektiğinde konuşacak, ge- rekmediğinde susacak...İleri geri mala- yani (boş konuşmalardan) kaçınacak. Susmasını bilecek...Dinlemesini bilecek. Haksızlık karşısında doğrusunu söyler - konuşur... İnsanlar yücelsin diye ko- nuşur...
Bir insanın kurtuluşuna sebep olmak için konuşur...

Söylediğin söz faydalı olmalı... İnsanlar zarar etmesin diye konuşmak...
Şu zamanda öyle mi? Kendi menfaat, para pul, halkın yanında makam mevki sahibi olmak ve insanlar bana itibar et- sin diye konuşuyor...Konuşuyoruz... Aslına bakarsak Büyük insanlar, de- delerimiz, ninelerimiz ‘sukut’ etmenin ibadet olduğunu söylerler. Yani güzel bir davranış olduğunu belirtirler) Neden? Sukut etmek güzel bir şey...

Durmadan laf yumurtluyor...’Atması benden Tutması senden’ dersek yazık

olur...

Günümüzde insanlar arkadan çekiştir- meyi marifet sayıyor... Şu filanın eksik- leri...Şöyledir böyledir....
Karşılaşılan olaylar karşısında; Adam sü- rekli iyi beslendiğinden kendini bir şey zanneder.Asarım keserim...Öldürürüm. Oysaki biraz sabretseler vadesi dolan ölecek...

Maksat şu; o batsın! Huzursuz olsun da, ben rahat edeyim...

Gerçekleri konuşmuyoruz...Adam süslü püslü laflar ederek kireç suyunu süt diye yutturabiliyor...
Elinden bir iş gelmez, boş kafa ne yap- sın! Mankurt, Ezik büyümüş...Ezikliğini birilerini karalayarak ruhunu tatmin etmeye çalışır. Çenemizi çalıştırdığımız kadar, beynimizi ve ellerimizi çalıştırsak büyük işler yapmış oluruz...

Peki böyle eksikleri, gedikleri söylü- yorsun da eline ne geçiyor...Mutlumu oluyorsun... Evinizdeki geçiminiz daha iyimi oluyor... Dün akşam bulgur pilavı tüketirken, açık büfeden mi yemeye başlıyorsunuz... Maaşınız mı artıyor... Hem şöyle düşünmek icap etmez mi? ben filanı çekiştiriyorum, o da beni çekiştirir mi? Acaba! demek hiç aklına- aklımıza geliyor mu? Sen ne sanırsın. Belki sen bilirsin bir iki, o bilir Hiç böyle düşündün mü? Düşünür müyüz...

Çok lafa hacet yok! Bütün insanlık-in- sanlar, samimi olmalı. Samimi düşünüp samimi iş yapmalı... Tabii ki böyle dü- şünmek bir erdemliliktir. Bunu başar- mak çok zordur. Neden? Doğum anın- da bu çocuk büyüyünce samimi olsun diye, samimi aşısı yapılmıyor... Öyleyse samimi olmak insanın kendisiyle alaka- lı, kendini yetiştirmesiyle alakalı, aldığı terbiye ile alakalı...

İşlerimizde, düşüncelerimizde samimi olabilmek için gayret göstermeliyiz.

 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar