29 Mart 2020 Pazar
  1. YAZAR

  2. Hüseyin Durak

  3. Hiçbir şey değmiyor
Hüseyin Durak

Hüseyin Durak

Yazarın Tüm Yazıları >

Hiçbir şey değmiyor

A+A-

Hiçbir şey, sonunu tam belli et- miyor ona yaklaşırken. İpuçları, dışarıdan belli belirsiz kendini gösterirken; insan daima istediği gibi yoruyor bu ipuçlarını.

Herkes, bir büyük yazgının içi- ne sürükleniyor ve yaşamak ya da yaşamamak arasında seçim yapamamanın kadere dair yeni anlamlarını keşfediyor olmala- rını seyrediyorduk biz de. Bu ne içler acısı bir durumdu böyle? Dalgalara savrulmuş binlerce araç, insanlar, yollar, viyadükler, binalar...

Hiçbir şey için gerçekten değ- miyor dostlarım, hiçbir şeyin garantisi yok. Dün imparator olanlar bugün küçük bir fiskey- le darma-duman olabiliyorlar. Dün Firavun saraylarında at koş- turanlar bugün topraklarından kovulabiliyorlar. Dün sevdiğine methiyeler düzen düşman olup düşmanlık edebiliyor. Hâsılı “hâsılım yok seni sevmekten gamdan, kederden gayrı” der, büyük şair Fuzuli. Biz de dünya- lık- için yapışırken bir şeylere as- lında alacağımızın bir “hiç” ola- cağını bilmeliyiz, nihayetinde.

Dünya, giderek güven vermiyor insana. SaDünya, giderek güven vermiyor insana. Sanki kesin ve- daya yaklaşıyor gibiyiz süratle. Maya takvimi ne derece doğru- dur, bilinmez ama Dünyanın bizi ağırlamakta eskisi kadar konuk- perver olmadığı kesin. Ne suyu- muz eski su, ne havamız eskisi gibi berrak ne güneş adam gibi ısıtıyor içimizi.

Bir tür intikam sanki bu. Öyle ya biz ne yaptık ki güzel bir konuk- perverliği hak etmek için? Yaratı- lan hangi şeye hak ettiği saygıyı gösterdik? Buğday başağına mı, ispinoz sesine mi, gül yaprağına mı, çam reçinesine mi? Hangi dere suyunun kenarını bencilce sahiplenmeden kutsadık, hangi ağacı sırf tabiata hizmet etmiş olmak için suladık, korumaya çalıştık?

Ektiğimizi biçiyoruz bir yerde? Enola Gay’ ların dehşetini yaşat- tık ağaçlara, kuşlara, karıncalara ve hamile kadınlara. İki dünya savaşında on milyonun üzerinde cana kıydık. Devlet düzenlerini terörize ettik, terörü düzenli dev- letlere karşı silahlandırdık.

Türkiye’nin iç siyasetinde ak mı kazanacak kara mı, tartışıp du- ralım. Dünya bambaşka sinyal- ler gönderiyor algısı açık olanlar için. Başka bir yerde saf tutmak için –yer bulmak için demeliyim belki de- daha ne kadar bekleye- ceksiniz, der gibi bir sinyal bu. —İhtiyacınız olan şey, bu değil, der gibi,

—Sizi kurtaracak olanı fark etmi- yorsunuz daha, der gibi...

Bıraktım bir sürü şeyi. Bu sin- yalleri iyi okumaya veriyorum kendimi bu ara. Bakarsınız üç vakte kadar ya bir manastıra ka- patmışım kendimi yahut turun- cu kıyafetler ve saçsız halimle bir Budist keşişine dönüşmüşüm.

Gene mi yanlış algıladım acaba sinyalleri? Sahi bu ezan sesi neye çağırıyordu bizi?