1. YAZAR

  2. Bülent Ozan

  3. BİR ZAMANLAR OĞUZELİ
Bülent Ozan

Bülent Ozan

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR ZAMANLAR OĞUZELİ

A+A-

Bugünkü sohbet köşeme bir zamanlar Oğuzeli dedim. Sonra doğup büyüdüğüm ilçemi ve ilçemin insanlarını, tabiat güzelliklerini  anlatmaya  çalıştım. İnşallah yazdıklarım, okurlarıma kabak tadı vermez ve çok değerli belediye başkanımız,  Sayın M. Sait Kılıç da okur diye düşünüyorum. Aynı zamanda bu yazdıklarım bizden sonraki kuşağa bir mektuptur. Geçmişlerini  bilmeleri açısından.
       Hey gidi yıllar. Bir zamanlar Oğuzeli deyince, gözlerimin önünde sıralanan Oğuzeli esnaflarından . Güzel ilçemin güzel insanları. Ahmet Tüylüce’nin kırtasiye dükkanı. Çirtikli Karanın Et Lokantası, Cafer Candemir’in beyaz eşya satış bürosu, “Ak Parti Milletvekili Canan Candemir’in ve günümüzde de, Gaziantep’te beyaz eşya satan Cafer Candemir’in dedeleri” oluyor.  Dertli Süleyman’ın Dükkanı, (Süleyman İslamcan) Kasap Aşık Topalı ve Mehmet Yıldırım (Kopuk Mamet) o zamanlar Demokrat Partinin parlak döneminde, Demokrat Partinin Oğuzeli  ilçe başkanıydı. 1958-1959 yıllarında ben ilkokul öğrencisiydim. Oğuzeli’nin köylerinde, Oğuzeli Kaymakamının, Gaziantep Valisinin adını bilmeyenler, Mehmet Yıldırım’ın adını (Kopuk Mamet) olarak bilirlerdi.  Burada Mehmet Yıldırım';ı da, burada adı geçen ölülerimizi de rahmet ile anıyorum. Hepside ışıklar içinde uyusunlar diye dua ediyorum. Güzel Oğuzeli’nin güzel insanlarına. Balta Mamet (Mehmet Balta)  Balta Mamet deyince hemen aklıma geldi. Barak yolu üzerinde Pisik Kayasının  yanında Baltaların bir nar  bahçesi vardı. Oğuzeli Ortaokulu';nun 2. Eğitim ve öğretim yılıydı. 1959 senesi  olsa  gerek. Cumartesi günü saat 13.30  da okul tatil olurdu. Bisikleti olan arkadaşlarımız bir kişi de arkasına alarak Baltaların Nar Bahçesine nar  yemek  için giderdik. 8-10 kişi olurduk. Nar  ağaçlarını tanıyoruz. Kirli  Hanım, Deve dişi, Nuz ekşi. Narları yerken israf da  etmezdik. Her hafta nar yemeye gittiğimiz bu nar bahçesine, bir gün olsun, bize bu narlar babanızın mı? Bu  narları babanız mı dikti?  Diyen olmadı.  Yıl 1985, Devlet Hastanesi  Satınalma memuru olarak mesai  arkadaşım Mehmet Döner ile İskenderun Toprak Mahsulleri Ofisine hastaneye pirinç almak  için gitmiştik. Bir lokantada kebap yedik. Ben ücret ödemek için cuzdanı  çıkarıp lokantacıya yaklaştım, lokantacı ücretiniz ödendi dedi. Ben bizi burada tanıyan bir  kimse olmaz, bir yanlışlık olmasın dedimse, lokantacı sizi tanıyan birisi var. Bakınız  masada  oturuyor dedi. Ben baktığımda karşımda takım elbiseli ,yakışıklı bir genci gördüm ve sordum. Kimsiniz? Beni tanıyor musunuz? İnsan köylüsünü tanımaz mı? Ben Oğuzeli’nden Baltalardanım. Sende (Zıranba) Yakacıklısın.  Diye cevap verdi. O Hemşehrimin adını unuttum. Buradan kulaklarını çınlatıyorum ve  Balta ailesine  selam ve saygılar diyorum.
       Oğuzeli Gaziantep’in yeşillikler ile süslenmiş bir ilçesidir. Zaten günümüzde Oğuzeli  Gaziantep merkeze bağlandı. Gaziantep’e uzaklığı 17 Km dir. Yaklaşık olarak 27-30 dakikada ulaşmak mümkündür. Benim öğrencilik yıllarımda her taraf yeşillik, her tarafta pınar suları mevcuttu. Gaziantep’in kirli suları Oğuzeli’ne yetişmezdi. Oğuzeli’nin içinden geçen  şimdiki  akarsu (Sacır) Pınar sularından meydana gelirdi. Oğuzeli’nin bütün sebze  ve meyve ağaçları pınar suları ile sulanırdı. Yaşım büyüdü, yazıp çizmeye başladığım yıllardan beri Oğuzeli’ni bir türlü hayalimden silip atamadım. Kitaplarımda Oğuzeli’ni anlatan şiirlerim de az değil. Çocukluk arkadaşım ve manevi kardeşim Mehmet Şevket İspir’e  telefon açtım. Durumu anlattım, Oğuzelin’i kaleme almak  istiyorum, ama nereden ve nasıl başlasam? Oğuzeli’nin geçmişini  anlatan bir yazı yazmak istiyorum dediğimde; “Yaho kardeşim “Bir zamanlar Oğuzeli” de, yazmaya devam et” dedi. Bende şimdi, bir zamanlar Oğuzeli dedim ve yazmaya başladım.
       Oğuzeli’nde Hasan Dikbaş, Halil Altıntaş, (Çebiş Halil) Ümmet Soygan, Abdullah Solkol, Süleyman İslamcan (Dertli Süleyman) Hüseyin Aydeğer (Menzil Hüseyin), Hüseyin Ergüleç (Tohum Hüseyin) Ümmet Soygan (Deli Ümmet) Mehmet Soygan, Berber Hasan Akköz, bizim kuşağın sünnetçisiydi . Prof. Dr. Cengiz Akköz’ün dedesi oluyor. 1984-1994 Yıllarında Oğuzeli Belediye  Başkanıyken silahlı bir saldırıda hayatını kaybeden çok değerli arkadaşımız  Mehmet Ali Nafak  gibi hafızamdan atamadığım kimselerdir bunlar. “ Yazmak ölümün elinden bir şeyler koparmaktır” demişler. Bende ilçemin belirgin simalarını iyi  veya kötü ölümün elinden kurtarmak istedim.
       Hasan Dikbaş Oğuzeli’nin kabadayılardandır. Bir  gün Yakacık Köyüne gelmiş; kendisine hörmet ve ikramda bulunanlara, arkadaşım  Mehmet Şevket İspir ile ikimiz sitem edip öfkelendik. Bu adama korkunuzdan böyle davranıyorsunuz diye. Bunu kendisine  söylemişler.  Bunlar kimin nesidir? Neciler? Diye sorunca, Batallı Mehmet Özdemir amca, birisi Ahmet İspir (Ahmey Kiya) nın oğlu  lisede okuyordu yarıda bıraktı. Birisi de Halaf Ayaz (Çarko Halaf)ın oğlu. O da, onun gibi  birisidir. İkisi arkadaşlar,  köyde gezip, duruyorlar  demiş. Hasan Dikbaş’ın oğlu  Hasan o zaman adama gücü yeter, dediğini de  yapabilecek güçtü ve   yaştaydı. Onları bana göster, onları köprüden suya atayım  demiş. Rahmetli Hasan  Dikbaş ise, “Onlar Dünyayı toz pembe gören  gençlerdir Hasan. Onları ben Oğuzeli’nde görebilirsem , onlara bir kebap yediririm, onları yakından tanıyayım diye cevap vermiş. Batallı Mehmet Özdemir Amca bunu bana anlattıktan sonra sözlerine ilave etti “Ahmet elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin, gençsiniz. Hasan Dikbaş hörmeti, saygıyı değmez mi?  Dedi. Ben de elbette değer diye  cevap verdim. Daha sonra  Rahmetli Hasan Dikbaş’ın kebabı da bana nasip oldu. Kendisi ile  yakından  tanışma imkanım da oldu. Allah rahmet etsin diyorum.
       Halil Altıntaş  (Çebiş Halil) lakabı ile anılır. Hacar Altınsu Köyünden. Hacar (Altınsu Köyü) Oğuzeli’nin mahallesi oldu. Çebiş Halil, Çok sayıda adam öldüren birisidir. Gelenek,  görenek ve namus  kavramına önem veren birisidir. Rahmetli eceliyle ölmüştür.  Kaçak  gezerken, gittiği yerde kendisine  ekmek aş vermişlerdir. Nereye gittiyse  Askerlerden kaçırıp saklamışlardır. Çok saygı duyulan birisidir.
       Deli Ümmet (Ümmet Soygan) da çok sayıda cinayet işlemiştir. İyi bir  güreşçi ve cömert bir insan olarak  tanınır ve sevilir. Oğlu Mehmet soygan da iyi bir güreşçidir.   Hüseyin Aydeğer de (Menzil Hüseyin) adıyla  bilinir, iyi bir güreşçidir. Oğuzeli’’nde Belediye Başkanlığı yapmıştır. Hüseyin Ergüleç  “Tohum  Hüseyin)ismiyle bilinir,  iyi bir aba güreşçisidir. Oğlu Mehmet Ergüleç  (Tohum Mehmet) Oğuzeli Belediye Başkanlığı yapmıştır. Hüseyin Ergüleç’i ile bir  gün  Güllüoğlu Baklavacısından çıkarken kapıda karşılaştık. Bana baklava  ikramında bulunmak  için çok  ısrar etti ise,  ben kabul etmedim. Ama baklava  ikramının  hatırası içimde saklı kaldı.
       Dertli  Süleyman (Süleyman İslamcan 
Oğuzeli İlçemizin çok sevilen  ve sayılan isimlerindendir.  Barak köylerine gönderilen bütün asker mektupları Dertli Süleyman eli ile diyerek,  barak otobüsleriyle  sahiplerine giderdi. Barak otobüslerinin bütün yolcularına, soğutucunun olmadığı bir zamanda ve Temmuz,  Ağustos aylarının şiddetli sıcaklarında Dertli Süleyman buzlu su ikramında bulunurdu. Barak otobüslerinden inen yolcuların hepsi Kasap Aşık Topalından et alırlardı. Oğuzeli’nde et kesimi o zamanlarda günlük yapılırdı ve günlük olarak satılıp biterdi.  Aşıklardan arkadaşım Fevzi Aşık’ın bir süre Gaziantep’te  et marketi vardı. Ayrıca müteahhitlik yapardı. Hatta sağlık kuruluşlarının tamamının   et ihalesi kendisinde kalırdı. Bu yıllarca devam etmişti. Oğuzeli’nin unutulmaz simalarından bir de cağdınlı (Çaybaşı Köyü) Arif  Ağa vardı. Arif Biber. (Çaybaşı) köyünden. Jiple Yakacık Köyünden, Kürtosman Köyüne geçerdi. Bindiği jipten bir tane Eski Devlet Bakanımız Kamil Ocakta vardı., Birde  Tilbaşar Mezrasında (Reslan Ağa)  ‘Reslan Akbulut da vardı. İlçemizin unutulmaz simalarındandı.
       Gelelim  Abdullah Solgol hemşehrimize. Adı çok sayıda cinayete karışan bir hemşehrimiz idi. Bunun ilginç bir olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Altınsu (Şiveydin) Köyü  üzerinde iki kişiyi gece silah ile durduruyor ve üzerinizde ne var ise yere indirin diyor.  Birisi ceplerinde  ne varsa yere indiriyor. Parmağında nişan yüzüğü ile kolundaki nişan saati kalıyor. Amca bunlar nişan takısı deyince, küfür ederek onları da yere indir diyor. Vatandaş onları da yere indiriyor. Yanındaki diğer kişiye sen  ne duruyorsun? Cebindeki para veya  ne varsa yere indirsene deyince, adam amca cebimde  bir şey yoktur diyor. O zamanlar kağıt 2,5 Türk Liraları vardı. Cebinde 2,5 TL demi yoktur eşek oğlu eşek deyince;  Adamcağız Amca vallahi yoktur  diyor. Abdullah Solkol “Ulan  cebinde  2,5 TL  parası olmayanın yaşamadan,  ölmesi daha hayırlıdır diyerek,elindeki tüfeği ateşleyerek adamı öldürüyor. 
       Hakikaten bana göre de cebinde 2,5  TL si olmayan bir insanın yaşamasının bir anlamı,  olmaz diye  düşünüyorum. Hatta bana göre, onun yaşaması kendisi için bir ızdıraptır . Fakat bence, çalışkan ve namuslu bir insanın da cebinde parası olur. Fakat günümüzde öyleleri var ki; Bunlar, sözde adam. Apartmanda ikamet ediyor. Kaçak elektrik, kaçak  su  kullanıyor. Boylu poslu ailede birkaç erkekler. Apartmanda  ortak giderlerin de  ödemesini  yapmazlar. Utanıp sıkılma denen bir şey de yoktur bunlarda.  Bu adamlar ölmek değil de, hasta bile olmuyorlar.  Görünce de  Apartmanın sahibi kendileriymiş  gibi bir görünümleri var. Allah  kimseyi böyle duruma düşürmesin diyorum. Bu gibi insanları Allah yok etse keşke diyorum. Burada Güzel Oğuzeli için birkaç tane bilgi  kırıntısı  bıraktığıma iyi ettim kanaatindeyim. Bir başka zaman buluşmak dileğiyle hoşçakalın diyorum.
 
KAYNAKLAR
Mehmet Sait Kılıç, Mehmet Şevket  İspir, (Merhum- Batallı)  Mehmet Özdemir,
Servet Yılmaz, Mehmet Ergüleç, İlyas Türk,
Arif Biber.